Ürün Bilgisi
YEŞİLEX 005 Çörekotlu Bitkisel Karılşım
|
Ürün izin belgesini görmek için tıklayın>>
|
 |
|
ÜRÜN İADE ŞARTLARI:
Herhangibir sağlık kuruluşunda "her yirmi günde bir" yapılacak "kan tahlili" sonuçlarının "hiçbirinde" "kan glukoz" düzeylerinde herhangi bir düşüş olmaması durumunda ürün iade şartları yerine gelmiş olur.
Önemli : Her 20 günde bir (her kutunun bitiminde ) kan tahlili yapılmalıdır ( toplamda 6 adet kan tahlili yapmış olacaksınız).Ücret iadesi için bu tahlillerin "hiçbirinde" "glukoz" seviyelerinde herhangibir düşüş olmamalıdır
ŞEKER HASTALIĞI
Tip II ( insüline ihtiyacı olmayan) diyabet hastaları için;
- İnsülinin hücreye girişini kolaylaştırır ve insülinin düzgün şekilde görevini gerçekleştirmesine yardımcı olur.
- Kan şekerinin düzenli kullanımda normal seviyeye çekilmesinde yardımcı olur.
- Diyabet ilaçlarının dozunun azaltılmasını veya terkedilmesine yardımcı olur.
Kullanım şekli :
Sabah, öğle akşam aç karnına 2’ şer kapsül alınması önerilmektedir.
İçindekiler :
Çörekotu : %30-45 oranında sabit yağ,uçucu yağ, acı madde ve saponin içermektedir.B1, B2 ve B6 vitaminlerini içerir.Tohumunda takriben %38 oranında karbonhidrat, %21 oranında albümin bulunur.Kan şekerini düşürücü etkisi öne çıkmakla birlikte bir çok hastalığın tedavisinde etkili bir tıbbi bitkidir.
Yavşanotu:Kan şekerini düzenleyici etkisinin yanında idrar söktürücü,balgam söktürücü ve mide dostu bir bitkidir.Özellikle Avrupada her derde deva ilaç ününe sahip bir bitkidir.
Çıbanotu: Mide ağrılarına ve hazımsızlığa faydalıdır.Parmaklarda olan yaralara sürülürse iyi gelir.Aynı zamanda kulunca ve diğer ağrılara da iyi gelir.
Hindiba : Gaz söktürücü, idrar artırıcı, kan temizleyici,kuvvet verici,ateş düşürücü etkileri vardır.Şeker ve karaciğer hastalıklarında faydalı bir tıbbi bitkidir.
Ceviz Yaprağı : Ceviz yaprağının kan durdurucu-sıkıştırıcı (astringent), kuvvetlendirici (tonik) ve bağırsak kurtlarını veya solucanlarını düşürücü (antihelmintik) etkisi vardır. Sindirim bozukluklarında, kabızlıkta, iştahsızlıklarda ve kan temizliğinde etkilidir. İştah açıcı, kan şekerini düşürücü ve kuvvet verici etkileri vardır.
Ökaliptüs : Yapraklar nefes darlığı, kabızlık, balgam söktürücü olarak kullanılır.Ateş düşürücü özelliği vardır.Romatizma hastalılkları, üremi hastalıklarında kullanılır.Etkili bir şeker düşürücüdür.Vücudu güçlendirir.
Yan etkileri :
Kullanımı güvenlidir. Hiçbir yan etkisine rastlanmamıştır.
Uyarılar :
Hamile ve emzirme döneminde olan bayanların kullanması tavsiye edilmez.
Serin ve Çocuklarınların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edidiniz.
Ürünümüz ilaç değil bitkisel gıda takviyesidir.
Uzman Tavsiyesi :
ŞEKER HASTALARINA KÜÇÜK ÖNERİLER:
Haftada 1 kez sabah akşam şekerinizi ölçün,kayıt tutun ve bu kayıtları kontrol anında doktorunuza gösterin Kilonuzu kontrol altında tutun,ideal kilonuzu koruyun Günlük düzenli yürüyüşler yapın.
Öğün atlamayın, diyetisyeninizin veya doktorunuzun yemeyi önermediği hiçbir şeyi yemeyin,ısrarlara kulak asmayın. İçeriğinde fruktoz, sakkaroz veya şeker olan hiçbir ürünü satın almayın, tüketmeyin. Gerektiğnde değişiklik yapabilmek için besin gruplarını iyi öğrenin. Tatlandırıcılarla yaptığınız yiyeceklerle kendinizi ödüllendirin. Halk arasında diyabete iyi geliyor diye önerilen tatlı yiyeceklerden uzak durun.
Egzersiz
Düzenli egzersiz son derece önemlidir. Kalp hızını yarım saat boyunca en az %50 artıran yoğunlukta ve haftada üç kez yapılmalıdır.
Şeker Hastalığı
ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü’ne bağlı The National Diabetes Data Group diyabeti teşhis etmede aşağıdaki kriterleri tavsiye etmektedir:
>Açlık şekeri: En az iki ayrı durumda serum glikoz (kan şekeri) konsantrasyonunun 140 mg/dl’ye eşit ya da bundan yüksek olması.
>75 g glikozun ağız yoluyla alımından sonra: Yutulduktan sonraki iki saatte ve bu test sırasındaki en az bir başka örnekte serum glikoz konsantrasyonun >200 mg/dl’ye eşit ya da bundan yüksek olması.
Susuzluğun artması, sık sık acıkma ve idrara çıkma gibi klasik belirtiler.
Diyabet, açlık kan şekeri (glikoz) değerlerinin yükselmesiyle karakterize olan, karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasındaki kronik bozukluktur.Diyabette kalp krizi, felç, sinirsel fonksiyonların kaybı ve böbrek hastalıklarına yakalanma riski oldukça yüksektir. Pankreas yeteri kadar insülin salgılamayınca ya da vücut hücreleri insüline dirençli hale gelince ortaya çıkabilir. Böylece kan şekeri hücrelerin içine giremez ve ciddi komplikasyonlara yol açabilir, (bkz. Diyabetin Komplikasyonları)
Diyabetin klasik belirtileri sık sık idrara çıkma, aşın susama ve iştahın artmasıdır. Bu belirtiler çok ciddi olmadığı için, birçok diyabet hastası tıbbi yardım almaya gerek görmez. Açıkçası, diyabet hastası on milyon Amerikalının yarısından azı hastalığının bilincindedir ya da şimdiye dek doktora danışmıştır.
Şeker Hastalığının Sınıflandırılması:
Diyabet (Şeker Hastalığı) iki ana sınıfa ayrılır: Tip I ve Tip II.İnsüline bağımlı diyabet olan Tip I (IDDM) daha çok çocuklarda ve ergenlerde görülür, insüline bağımlı olmayan diyabet ise (NIDDM) genellikle kırk yaşından sonra ortaya çıkar.
İnsüline Bağımlı Diyabet
İnsüline bağımlı diyabet (Şeker Hastalığı), pankreasın insülin hormonu üreten beta hücrelerinin tamamen yıkıma uğramasıyla ilgili bir durumdur. (IDDM hastalan kan şekeri seviyesinin kontrolü için hayatları boyunca insüline ihtiyaç duyarlar.) Tip I diyabet hastaları günlük kan şekeri düzeylerini nasıl dengeleyeceklerini öğrenmek ve düzenli kan şekeri test sonuçlarına göre insülin tipini ve gereken dozu değiştirmek zorundadırlar. Diyabet hastalarının yüzde onu bu Tip I’e girer.
Beta hücrelerine karşı oluşan antikorlar diğer mekanizmalara bağlı (kimyasal, serbest radikal, viral, besin allerjisi vb.) hücre yıkımına karşılık olarak ortaya çıkmış olabilirler. Öyle ki sağlıklı kişiler bu derece ciddi antikor reaksiyonu göstermezler ya da böyle bir durum gerçekleştiğinde hasarı daha kolay onarırlar.
İnsüline Bağımlı Olmayan Diyabet
Diyabet (Şeker Hastalığı) hastalarının yüzde doksanı Tip H’ye girer. İnsülin düzeyleri tipik olarak yükselmiştir. Bu da vücuttaki hücrelerin insüline karşı duyarlılığını kaybettiğini gösterir. (İnsülin duyarlılığını kaybetmede en büyük katkısı olan faktör obezitedir ki Tip II diyabet hastalarının yaklaşık yüzde doksanı obezdir.)Bu hastalarda çoğu zaman normal kan şekeri düzeyinin düzelmesi, ideal vücut ağırlığına ulaşmakla alakalıdır.
Tip II diyabetin tedavisinde diyet çok önemlidir ve ilaca başlanmadan önce titizlikle uygulanmalıdır. Birçok durumda Tip II diyabet sadece diyetle kontrol altına alınabilir.Diyet tedavisinin yüksek başarısına rağmen doktorlar bunun yerine sık sık ilaç ve insülini kullanırlar.
Diyabetin Diğer Tipleri:
> Sekonder diyabet (pankreas hastalıkları, hormon bozuklukları, ilaçlar ve malnütrisyon gibi belli durum ve belirtilerin sonrasında oluşan diyabet çeşidi)
>Hamileliğe bağlı diyabet (hamilelik sırasında oluşan glikoz intoleransı)
>Bozulmuş glikoz toleransı (diyabet öncesi, kimyasal, gizli, sınırda, subklinik ve belirti göstermeyen diyabet); bozulmuş glikoz toleransı olan kişiler, kan glikoz düzeyleri ve glikoz tolerans testi (GTT) sonuçları normalle anormalin arasında olan hastalardır.
Ayrıca birçok pratisyen reaktif hipogliseminin diyabet öncesi bir durum olduğunu düşünmektedir.
Görülme Sıklığı ve Epidemiyoloji
Dünyada tahmini 140 milyon insan diyabet hastasıdır ve tahminler, bu rakamın, 2025 yılı itibariyle 300 milyona ulaşacağını ileri sürmektedir. Daha da şaşırtıcı olan şey bu insanların üçte birinin hasta olduklarını bilmemeleridir.Nüfus araştırmaları diyabetin beslenme ve hayat tarzıyla bağlantılı olduğunu göstermiştir. İnsanların daha “primitif’ bir beslenmeyi benimsediği yerlerde diyabete fazla rastlanmaz.Yerlilerin yerel besinleri, yüksek derecede işlem görmüş “ticari besinlere” doğru kaydırıldığı zaman diyabet oranı artmış, sonunda da Batı toplumlarında görülen oranlarla aynı seviyelere çıkmıştır.
Hipoglisemi-Diyabet İlişkisi
Kan şekeri problemleri sözde “Batı diyeti” ile yakından alakalıdır.Bu diyet, rafine şeker, yağ ve hayvansal ürünler açısından zengin ve lifli besinlerden yoksundur. Rafine karbonhidratların diyabet ve reaktif hipoglisemiye (aynı zamanda obeziteye) katkıda bulunan en önemli unsurlar arasında olduğu herkes tarafından geniş ölçüde kabul edilmiştir. Rafine şekerler kanda hızla emilerek kan şekerinde hızlı yükselmeye yol açarlar. Vücut buna pankreasın insülin salgılamasını büyük ölçüde artırarak karşılık verir.İnsülinin aşırı salgılanması kan şekerini düşürür ve hipoglisemi belirtilerinin görülmesine yol açar.
Kan glikoz düzeylerindeki hızlı düşüşe karşılık olarak, böbreküstü bezi epinefrin (adrenalin) salgılar, bu da kan glikoz düzeyinin hızla yükselmesine sebep olur. Zamanla, böbreküstü bezi, tekrarlayan bu baskıdan yorulur ve yeterli karşılığı veremez. Bu eksik karşılık reaktif hipoglisemiyi doğurur. Eğer kan şekeri kontrol mekanizması daha fazla baskı görecek olursa vücut sonunda ya insüline duyarsız hale gelecek ya da pankreas yorulacak ve reaktif hipoglisemi de diyabete dönüşecektir.
Şeker Hastalığı Teşhisi
Açlık Kan Şekeri Düzeyi
Diyabeti teşhis etmedeki standart metot, kan glikoz düzeylerinin ölçümünü kapsar. Normal açlık şekeri (kan glikoz düzeyi) 70 ila 105mg/dl. arasındadır. Açlık kan şekeri ölçümünün iki ayrı durumda 140 mg/dl’den yüksek çıkması diyabeti teşhis eder. 50 mg/dl’nin altı ise açlık hipoglisemisini gösterir.
Glikoz Tolerans Testi
Kan şekeri kontrolünün daha fonksiyonel testi, oral glikoz tolerans testidir (GTT). GTT diyabet için çok hassas bir testtir. Ancak hasta için çok streslidir ve kesinliği daha düşüktür. ABD Ulusal Diyabet Veri Grubu (The National Diabetes Data Group) yetişkinler için 300 ml su içinde çözülmüş 75 g dozdaki glikozun (çocuklarda her 1 kg vücut ağırlığı için 1.75 g) açken verilmesini öneriyorlar. Hastaların testten önceki üç gün boyunca günde en az 150 g karbonhidrat tüketmeleri gerekiyor. İki saatlik glikoz seviyesi 140 mg/dl’nin altındaysa ve hiçbir değer 200 mg/dl’yi aşmıyorsa hastalar normal kabul ediliyorlar. Diyabetin teşhisi için hem ikinci saatteki hem de başlangıçla ikinci saat arası bir zamandaki ölçümlerin 200 mg/dl’nin üzerinde olması gerekiyor. Glikoz toleransını bozan ilaçlar (diüretik, glukokortikoid, ni kotinik asit ve fenitoin) sonuçları geçersiz kılabiliyor.
Glikoz-İnsülin Tolerans Testi
Kan şekeri bozukluklarını teşhis etmede sadece kan şekeri seviyelerine güvenmek ge nellikle yeterli olmaz. Yapılan çok sayıdaki araştırmaya göre glikoz-insülin tolerans testi (G-ITT), hem hipoglisemi hem de diyabetin teşhisinde standart GTT testinden daha hassastır.
G-ITT testinde standart altı saatlik glikoz tolerans testine insülin seviyelerinin ölçümleri de dahil edilir. G-ITT kusurlu şeker metabolizmasının teşhisindeki en iyi belirleyicilerden birisidir. Hipoglisemi ya da diyabet şüphesi bulunup glikoz test sonuçlan normal çıkan hastaların üçte ikisi, insülin toleransı testinde anormal sonuçlar vermiştir. Bu testin dezavantajı pahalı olmasıdır. Örneğin ABD de standart GTT otuz dolardan azken, bu test iki yüz dolar civarındadır. Yüksek fiyatına rağmen, G-ITT ve teşhis için gerekli diğer testler genellikle yeterlidir.
Şeker Hastalığı Nedenleri
Diyabetten şüphelenmek için genetik faktörler önemli gibi görünse de, hastalığı tetiklemek için gerekli etmenler çevreseldir. Bunların çoğu tanımlanmıştır. Rafine ve liften arındırılmış karbonhidrat açısından yüksek diyetlerin, genetik açıdan şüpheli kişilerde diyabeti tetiklediği, yüksek lifli ve kompleks karbonhidrat açısından zengin besinlerin ise diyabete karşı koruyucu olduğu bilinmektedir.
Obezite diğer bir çevresel etmendir. Çünkü insüline bağımlı olmayan diyabet hastalarının yüzde doksanı obezdir. Sağlıklı kişilerde bile belirli bir kilo artışı, karbonhidrat intoleransı, daha yüksek insülin seviyeleri ile yağ ve kas dokusunda insülin duyarsızlığına yol açar. NIDDM gelişiminin altta yatan nedenin insülin duyarlılığı gelişerek ilerlemesi olduğu sanılmaktadır. Sadece kilo kaybı bütün bu anormallikleri ortadan kaldırabilir ve diyabeti hafifletebilir veya tamamen iyileştirebilir.
Şeker Hastalığı Tedavisi
Şeker hastalığı denince tüm insanların aklına ilk önce insülin tedavisi gelmektedir ve bu büyük bir yanılgıdan başka bir şey değildir. Çünkü insülin tedavisi herkeze uygulanamamakla birlikte tek başına asla bir çözüm değildir. Bu söylediğime dayanarak şeker hastalığı tedavisini şu sekilde sınıflandırabilirim:
>Diyet
>Antidiabetik
>Hareket
>Eğitim
Diet: Şeker hastası herşeyi yiyebilir fakat ölçülü ve bilerek yiyen bir kimsedir.Diyet mahrumuyeti değildir.Besin unsurlarının besi değerleri ile kalori miktarların ve şekere dönüşebilme oranlarının aşağı yukarı zararsız bir beslenme ile komplikasyonsuz bir hayat sürdürme şansları vardır.Diet hazırlanırken hastanın yaşı ,kilosu , cinsi ve işi gözönüne alınmalıdır.Genç yaşta bir diabetliyi büyümesi, gelişmesi için bol kalori ve her türlü besin unsurlarını içeren bir beslenme sistemine koyarken , yalı bir hastada besin unsurlarının ve kaloriyi kısıtlayarak faydalı olma yolu seçilmelidir.Zayıf bir hastanın kilo alması için kalori yüksek,karbonhidrar kısıtlı ,şişman bir hastada ise hem kalori, hem karbonhidrat kısıtlı olmalıdır.Aktif bir işte çalışanla ,masa başı görevi olan bir şeker hastasında dietin içeriği değişik olmalıdır.Genellikle yeni başlayan diabetli için günde 1600-1800 kalorilik bir diet tanzim edilir,bunun içinde 150-180 gr k.hidrat içeren besin unsurları yer alır.
Şöyle bir liste veririsek
Ekmek günde 3 defa 40 gr.
Et günde 2 defa 150 gr.
Sebze günde 2 defa 200 gr.
Salata günde 2 defa 200 gr.
Meyve günde 3 defa 100 gr.
Peynir günde 1 defa 100 gr.
Yoğurt günde 2 defa 200 gr.
Çay/Kahve günde 3 defa bir fincan
Antidiabetik tedavi (ilaç tedevsi): İki türlü antidiabetik ilaç tedavisi vardır.
1)Oral antidiabetik tabletler
2)İnsülinler
Oral Antidiabetik (ağızdan kullanılan tabletler):Bunlar pankreası sağlam olan yaşları 40 yaşın üstünde ve zayıf olmayan şeker hastalarına kullanılır.Gebe olan diabetikler alamazlar.İnsülin ihtiyacı olan gençler kulanamaz.Ağır böbrek ve karaciğer hasatları ile ağır kalp ve koroner yetmezliği olanlar çok dikkatli kullanmalıdırlar.
İnsülin:
1)Çocuk ve genç yaş şeker hastalarına.
2)Gebe şeker hastalarına.
3)Ateşli hastalıkları olan şeker hastalarına.
4)Çok zayıf olan erişkin şeker hastalarına.
5)diabet koması girmiş şeker hastalarına.
6)Ameliyat veya doğuma alınacak şeker hastalarına
İnsülin dozu vak’aya göre doktor tarafından tayin edilir.İnsülin şeker hastalığının tedavisi için en uygn, en zararsız, alışkanlıklar yapmayan ,herzaman bırakılabilen ve organizmayı daima yenileyen tek maddedir.
Şeker Hastalığı Bitkisel Tedavi
İnsülinden önce diyabet hastalan bitkisel ilaçlarla tedavi ediliyordu. 1980 yılında Dünya Sağlık örgütü (WHO),araştırmacılardan geleneksel ilaçların faydaları konusunda araştırma yapmalarını istedi. Son 10-12 yıl içinde yapılan bilimsel araştırmalar, bu preparatların çoğunun etkinliğinin oldukça iyileştirici olduğunu kanıtladı. Burada en etkili, en az toksik ve etkinliği sağlam raporlarla kanıtlanmış bitkiler üzerinde duracağız.
Baharatların da kan şekerini düşürücü etkileri olmasına rağmen diyabet hastalarının düzgün ve etkili doğal yoldan tedavisi diyet,ilave destekler, yaşam tarzı ve bitkisel ilaçların özenle bütünleşmiş olmasını gerektirmektedir.
Soğan ve Sarımsak : Soğan ve sarımsağın kan şekerini düşürücü özelliği birçok çalışmada kanıtlanmıştır. Aktif maddeleri; soğanda kükürt içeren bileşikler allil propil disülfür (APDS), sarımsakta diallil disülfür oksit (allisin)’tir, flavonoid gibi bazı bileşenler de rol oynar.
Kudret Narı : Kudret narı (balsam armudu olarak da bilinir), Asya, Afrika ve Güney Amerika’da yaygın şekilde yetiştirilen tropikal bir meyvedir.Yeşil salatalık biçiminde su kabağı gibi yumruları olan kudret narı, şekilsiz bir salatalığa benzer. Ham meyvesinin sebze olarak yenmesine ek olarak diyabet hastaları için bir çare olarak halk arasında yaygın olarak kullanılır. Ham meyvenin, taze sıkılmış suyunun ya da ekstresinin kan şekerini düşüren özelliği insanlar üzerindeki klinik ve deneysel çalışmalarda ispat edilmiştir.
Yan Etkileri : Kullanımı güvenlidir ve hiç bir yan etkiye rastlanmamıştır.