Etkileri :
>Romatizma semptomlarını ( şikayetlerini ) gidermede:
>Romatizmalı bölgedeki iltihaplanmanın giderilmesinde;
>Eklem ve kıkırdağındaki deformasyonun ( tahribatın ) onarılmasında;
>Ağrı ve tutukluğun,hareket kısıtlılığının giderilmesinde;
>Uzun süreli kullanımda romatizmanın tedavisinde yardımcı olur.
Kullanım şekli :
Sabah, öğle, akşam aç karnına 2’ şer kapsül alınması önerilmektedir.
İçindekiler:
Çuha Çiçeği:
Romatizma ve mafsal (eklem) iltihabı ağrılarının azaltılması veya tamamen giderilmesinde etkili bir tıbbi bitkidir.Yaşlılık etkilerinin geciktirilmesine faydalıdır.Kireçlenme sonucu meydana gelen bel, sırt, diz, omuz ve boyun ağrılarına karşı faydalı olabilir.
Çoban Çantası:
İçeriğindeki flavonlar, potasyum, kanamayı durdurucu bir peptid ve saponinler içerir. Kanamaları durdurucu, alçak veya yüksek kan basıncını (tansiyon) dengeleyici, kalp kaslarını güçlendirici, ödem çözücü, adet kanamalarını düzenleyici ve kas erimelerine karşı kullanılmaktadır.
At Kuyruğu:
Özellikle mesane ve böbrek hastalıklarında sağladığı başarılar sayesinde eski çağlardan beri tanınmaktadır. Kırkkilit, mesane ve böbrek rahatsızlıklarında, taş ve kum rahatsızlıklarında, önemli ölçüde fayda sağlayan bir tıbbi bitkidir.
Defne:
Sindirimi kolaylaştırıcı, iştah artırıcı, idrar söktürücü ve terletici etkilerinin yanında bayanlarda adet düzensizliklerini gidermede etkili bir tıbbi bitkidir.
Huş Ağacı:
Kanı temizleyici ve idrar söktürücüdür. Böbreklerin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Böbrek yetmezliğinde faydalıdır. Vücutta biriken fazla suyu ve tuzu boşaltarak vücudun su tutmasına bağlı şişmanlamayı önler. Romatizma şikayetlerini azaltır.
Deve Dikeni:
Dolaşım faaliyerlerini düzenler.Karaciğer hücrelerinin yenilenmesinde önemli rol oynar.Karaciğer hastalıklarına bağlı tedavilerde kullanılır.Hepatit ve Sarılığa iyi gelir.Kabızlığa iyi gelir.Prostat sorununda kullanılır. Sindirim sistemini kuvvetlendirir. Vücut direncini arttırır.
Yan etkileri :
Kullanımı güvenlidir. Hamile bayanların kullanmaması tavsiye edilir.
Uyarılar :
Tavsiye Edilen miktardan fazla tüketmeyiniz.
Doz Aşımı halinde lütfen doktorunuza başvurunuz.
Serin ve Çocuklarınların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edidiniz.
Ürünümüz ilaç değil bitkisel gıda takviyesidir.
Uzman Tavsiyesi :
>Destekleyen deliller azda olsa Prostatitin tedavisinde aşağıdaki husular tavsiye edilmektedir:
>Eğer önceki bulgular ve fiziksel muayene prostatiti işaret ediyorsa, doktorun Dört-şişe testini ya da PPMT yi uygulamasını öneririz. Çoğu durumda yeterli veri olmasa bile emprik antibiyotik tedavisi yararlı olacaktır.
>Yaygın seçenek TMP-SMX , doxycycline yada herhangi bir üçüncü nesil fluoroquinolonesdur.
>Tedavi çoğu kez 4 hafta olarak tavsiye edilmektedir.Doktorlar aynı zamanda hidrasyon, ağrı, alfa-bloker leride tedavinin içinde düşünmeleri uygun olacaktır.
> Katkı maddelerinden uzak durulmalıdır.
>Potasyum kısıtlanmalıdır. Potasyum içeren, asma yaprağı, patates, yeşil yapraklı sebzeler ve bazı meyveler çok az tüketilmelidir. Fosforu yüksek olan yoğurt, peynir, süt, hatta balık da, hastanın durumuna göre ya kısıtlanmalı veya farklı pişirme teknikleri uygulanmalıdır.
>Salamuralar, konserveler, hazır gıdalar, tütsülenmiş etler, kuruyemişlerin tüketimi de sınırlandırılmalıdır.
>Yiyeceklerde kullanılacak pişirme teknikleri, yiyecek değişim miktarları her hasta için farklıdır. Böbrek hastaları aynı zamanda diyabet hastaları da olabilirler. Bu nedenle yiyecek ölçümleri herkes için farklı olmalıdır.
Romatizma Nedir ?
Vücudumuzun hareketini sağlayan kas ve iskelet sistemimizde şişlik, ağrı, hareket sınırlamasına yol açan, iç organlarımızda çeşitli rahatsızlıklara neden olan hastalıklara romatizma denir. Romatizma tek bir hastalık değildir. 200’den fazla çeşidi vardır.
Kadınlarda daha fazla görülse de erkeklerde daha çok görülen türleri de vardır (gut gibi). Yaş ilerledikçe görülme olasılığı artar. Çocuklarda genelde 1-3 ve 9-12 yaşlarında başlar. Kız çocuklarında görülme sıklığı daha fazladır ama ülkemizde durum bunun tersidir. Ağrı, ateş, eklem tutulması, zayıflık, iç organların tutulması gibi şikayetler gözlenir. Aniden ortaya çıkabilir ya da yavaş yavaş gelişir.
Romatizma Belirtileri?
Hastada genelde ağrı, şişlik, hareket sınırlanması, sakatlık, şekil bozukluğu, kalp sorunları, gözde oluşan bulgular, sinir sisteminde görülen değişiklikler gibi belirtiler vardır. Bunlardan başka romatizma, deride ve iç organlarda ortaya çıkabilir. Romatizma eklemde ise iltihapla beraber kızarıklık ve şişlik görülür. Sonuç olarak hareket kısıtlığı, eklem yapısının bozulması (kireçlenme) ortaya çıkar. Bu durum sıklıkla diz ve kalçada oluşur. Nemli ve sıcak hava hastayı rahatsız eder.
Derimizi ve iç organlarımızı tutan romatizmada ise döküntü, kızarıklık, iştah azalması, gözde kaşınma, kızarıklık, saç dökülmesi, güneşe karşı hassasiyet, karın ağrısı, bel, sırt, topuk ağrısı görülebilir. Hastanın en çok şikayet ettiği; ağrıdır. Eklem, kas, iç organ gib yapılarda görülür. Şiddeti kişiden kişiye değişir.Şişlik daha çok eklem ve yumuşak dokularda görülür. İltihaba bağlı şişlik oluşabilir.
Hareket kısıtlaması kişinin aktivitelerini sınırlandırır. Hayatı zorlaştıran bir durumdur. Hareket bozukluğu görülebilir. Bu belirtiler sürekli olursa sakatlık ve şekil bozukluğu görülebilir.Romatizmal hastalıklara özellikle erken dönemde teşhis konulması güç olabilir ve hastanın bir süre konunun uzmanı tarafından tetkik edilmesi ve izlenmesi gerekebilir. Romatizmal hastalıkların belirtileri zaman içinde değişiklik gösterebilir.
Artrit ön planda hareketli eklemlerin hastalığıdır. Artritin en önemli belirtileri eklemde ağrı, şişlik, kızarıklık, sıcaklık ve eklemin normal hareketlerini yapamamasıdır.
Romatizma Nedenleri?
Nedenleri bugün de ne yazık ki tam olarak bilinemiyor. Fakat mikropların neden olduğu romaztizmalar, gut hastalığı ve akut eklem romatizmasının nedenleri bilinmektedir.
Bunların ortaya çıkışına neden olarak genetik(aileden gelen/kalıtsal) faktörler, yaş, cinsiyet, bazı ilaçlar, kaza sonucu oluşan zedelenmeler, iklim gibi faktörler gösterilmektedir. Her romatizmanın görülme yaşı farklıdır ve bununla birlikte kadınlarda görülme sıklığı daha fazladır.
Belkemiği romatizması, gut gibi romatizmal hastalıklar ise genetik olabilir. Ayrıca rutubetli ve soğuk yerlerde görülme ihtimali daha fazladır.
Psikolojik nedenler, travmalar da ortaya çıkmasında rol oynayan etkenlerdir. Her ne olursa olsun bu romatizmal hastalıklar kasları, iç organları, eklemleri özellikle hareketimizi sağlayan yapıları tutmaktadır.
Kimlerde Daha Çok Görülür?
Romatizma kimlerde görülür şeklinde bir soru ile karşılaştığımızda konunun yine ayrıntılı bir şekilde ele alındığını görmekteyiz. Türlerine ve etkileşim alanlarına göre hastalığın farklı hedefleri olduğu göze çarpıyor. Örneğin romatoit artrit yaş sınırı gözetmiyor. Osteoartrit ise 40 yaşından sonra bulduğu her 10 kişiden 9’ unun yakasına yapışma eğilimindedir.
Romatoit artritin en tehlikeli romatizma türleri arasında olmasının asıl nedeni vücudun bağışıklık sistemini vücuda karşı kullanmaya başlamasından kaynaklanmaktadır. Romatizmanın hala bilinmeyenlerle dolu bir hastalık olmasından dolayı, bilinmeyen düşmana karşı saldırı türündeki bu olaya bir virüsün neden olabileceği belirtiliyor.
Örneğin Lyme hastalığı akar adlı mikroskobik hayvanlardan bulaşır.Romatoit artrit ve diğer iltihaplı hastalıklarda vücudun “savaş bitti “ sinyali devre dışı kalmaktadır.Netice itibariyle iltihaplı, şişmiş ve ağrıyan eklem ve kaslar hayatınızın bir parçası halini alır. Gereken tedavi ve önlemler alınmazsa ciddi sakatlıklar gelişebilir.
Yaşlanmaya bağlı tüm hastalıklarda olduğu gibi romatizmada da zamanla oluşan yıpranma ve vücudun kendini eskisi gibi yenileyememesinde kaynaklanan faktörler mevcuttur.
Ayrıca romatoit artrit gibi bazı hastalık türleri belirli nedenlerden ötürü kadınlarda daha fazla görülmektedir.
Romatizma Tedavisi
Hastalıkla ilgili gelişmeler ve belirtilerle birlikte alınması gereken önlemler ve tedavi yöntemleri de ön plana çıkmaktadır. Romatizma ile mücadele ederken bir yandan hastalıktan koruyucu standartlar, diğer yandan da hastalık aşaması ve tedavisi için harekete geçilmelidir. Tabi bunların olabilmesi için öncelikle kesin ve doğru teşhis gerekir.
Kitapta konu ile ilgili açıklamalar yapılırken, hekimler kesin başvuru unsuru olarak gösterilmekte ve hekime gitmeden önce alınması gereken tedbirler açıkça açıklanmakta.
Romatizma hiç şakası olmayan bir hastalık olduğundan “zaman “ kavramı büyük önem kazanmakta, erken dönemde alınan tedbirler büyük avantajlar sağlamaktadır. Tedavinin ilaçla yapılan kısmı ile ilgili olarak ayrıntılı bir bölüm yer alırken, bu kısımdaki tanım ve terimlerin tamamı tıbbi kökenli olduğundan buraya fazla değinmeden alternatif yöntemler arasında bulunan ilaçsız mücadeleye geçiyorum.
Bu bölüm en az ilaçla tedavi kadar önem taşımakla birlikte şu unsurları kapsamaktadır:
*Düzenli bir egzersiz programı.
*Her gün tekrarlanan dinlenme saatleri.
*Hastalık aşamasında bağlı kalınan fizik tedavi programı.
*Diğer alternatif programlar.
Yaşamın ve onun temel unsuru olan sağlık gerçeğinin varlığını sürdürebilmesi için iyi bir beslenme alışkanlığı kaçınılmazdır.
Tüm bunlarla birlikte eğer kaderinizde romatizmalı olmak varsa onunla yaşamayı da öğrenmelisiniz. Hastalık insanı tüm yönleriyle etkileyebilen bir baş belası haline gelebilir. Bu nedenle giyimden beslenmeye, cinsel yaşamdan alışkanlıklara kadar her şeye ayrı bir özen gösterilmelidir. Bunların tümü romatizmalı bir hayatı normalden farksız hale getirecektir. Ağrılı bölgelerin korunması, fazla zorlanmamak, destek kullanmak, uygun oturma grupları, sabunu bağlamak, pratik ev yerleşimi ve kararlarda uzak görüşlülük gibi ayrıntılar, romatizmadan korunmada ve onunla yaşarken büyük kolaylıklar sağlayacaktır.
Tüm hastalıklardan olduğu gibi romatizmadan da uzak durmanın bir ayağı iyi ve dengeli beslenmeyle alakalıdır. Konu kapsamında bir iki örnek vermek gerekirse; Kemiklerin en çok ihtiyaç duyduğu mineral olan kalsiyum ancak süt ve süt ürünleri içeren gıdalarla temin edilebilir. Bunların eksikliğinde ortaya çıkan “ Oestropoz “ ( Kemiklerin kırılganlığının artması) romatizmayı en büyük azaplardan biri haline getirebilir.
Aspirinin birçok hastalığa olumlu yönde etki ettiğini hepimiz bilmekteyiz. Bu mucizevi hapın Romatizma konusunda da oldukça olumlu etkileri vardır. Ancak kitabın her aşamasında vurgulandığı üzere bu konuda da hekim tavsiyesi şart.
Daha öncede belirtildiği üzere romatizma tam anlamıyla tanımlanamamış ve hala araştırılmakta olan bir hastalık türü bu nedenle şu anki tedaviler sadece ağrıları dindirme ve birincil sorunlarla ilgilenme aşamasındadır. Çalışmalarda her gün biraz daha yol kaydedilirken en önemli araştırmala gelişen hastalarda nefrotoksik maddelerin uzaklaştırılması gerektiğinde uygulanır.
Tedavide ne tür ilaçlar kullanılır, egzersizin yararı var mı?
Tedavide romatizmanın temel etkili ilaçları ve yardımcı ilaçlar kullanılır. Temel etkili ilaçlar bağışıklık sistemi üzerine etkilidir. Düzenli hekim takibi, kan testleri takibi gerektirir. Kortizon çok sık kullandığımız, kimi zaman hayat kurtarıcı bir ilaçtır.
Bu önemli ilaçların mutlaka doktor kontrolünde kullanılıp, doktor kontrolünde bırakılması gerekir. Hem hap olarak hem de iğne şeklinde ilaçlar mevcut. Son yıllarda geliştirilen ilaçlarla romatizma tedavisinde çığır açılmıştır diyebiliriz.
Egzersiz mutlaka gerekir. Hareketleri sınırlanmış eklem ve omurganın esnekliğine kavuşması için, kas ağrılarında spazmın çözülmesi için büyük önem taşır.
Akut eklem romatizması (AER); kalbi, eklemleri, sinir sistemini ve deriyi etkileyen romatizmal bir hastalıktır. AER her yaşta görülmekle birlikte daha sık 5-15 yaşları arasında görülür.
AER’da hastalık belirtileri streptokoksik boğaz enfeksiyonlarından 2-4 hafta sonra görülür. Streptokoksik boğaz enfeksiyonlarının çok azından sonra AER belirtileri ortaya çıkar.
AER da belirtiler nelerdir ?
•Eklem şişliği ve ağrısı (ayak bilekleri, dirsekler, dizler, bilekler)
•Göğüs ağrısı ve solunum sıkıntısı
•Yorgunluk
•Kardit
•Yüz ve ellerde istemsiz hareketler (kore), hastaların %1 inde görülür.
•Deri döküntüleri (nadiren)
•Deri altı nodülleri (nadiren)
Sebepleri nelerdir ?
AER nın gerçek sebebi tam olarak bilinmemektedir. Streptokokal boğaz enfeksiyonu geçirenlerin sadece bir kısmında AER görülmektedir. Yine bu hastaların bir kısmında eklem tutulumu, bir kısmında da kalp tutulumu ön planda olmaktadır.
Hastalığın sebebi muhtemelen bağışıklık sisteminin bakteri ürünleri ile kalp kapakçıkları ve kalp kası ve eklemler arasındaki farkı ayırt edememesidir.
AER nın komplikasyonları nelerdir ?
Kardit : AER nın en önemli komplikasyonu kalp kapaklarındaki hasardır. AER nın %40-60 kadarında kalp kası ve kapakçıklarında tutulma olur. Kalp kasında tutulma genellikle iyileşir. Kalp kapakçıklarında 10-30 yıl içinde ciddi hasarlanmalar olabilir, bu hastaların bir kısmında kapak ameliyatları gündeme gelebilir. AER atağı ne kadar sık tekrarlıyorsa kapakçık harabiyeti o kadar şiddetlidir.
Eklemlerde artrit : Akut eklem romatizmasındaki artrit tüm eklemleri tutabilir, gezici karakterdedir ve genellikle tam olarak iyileşir.
Korea : AER nın beyinde bazal gangliyonları tutması sonucu görülür. Yüz, dil, el ve ayaklarda istemsiz hareketler olur. Bu hastalığa Sydenham koresi adı da verilir. Hastaların çok azında görülür. Kore görülen hastalarda kalp tutulumu yoktur. Kore geçiren çocuklar birden kabiliyetsiz, beceriksiz bir görünüm kazanırlar, elerindekini düşürmeye başlarlar. Dil ve yüzdeki gayri iradı hareketlerden dolayı aileler endişe ederler. Bu hastalık haftalar ve aylar içinde düzelir. Hastalık daha çok kızlarda görülür.
Akut Eklem Romatizması Tedavisi
Streptokoklara yönelik antibiyotik tedavisi yapılır. Antibiyotik tedavisinin amacı enfeksiyon etkenini uzaklaştırarak tekrarları önlemektir.
Kalp ve eklemlerdeki iltihabın tedavisi için yüksek doz aspirin ve nonsteroidal antienflamatuar ilaçlar kullanılır. Buna rağmen iyileşmeyen hastalarda kortikosteroidler kullanılabilir.
Hastalara iltihap belirtileri ortadan kaldırılıncaya kadar ve kalp yetmezliği kontrol altına alınıncaya kadar yatak istirahati önerilir. Sydenham koresi tedavisinde nöroleptik ilaçlardan faydalanılır.
Korunma
AER romatizması tedavi edildikten sonra hastanın tekrarlayan ataklardan korunması önemlidir. Bunun için hastaya depo penisilin verilir. Penisiline allerjisi olanlarda eritromisin veya sülfadiazin kullanılır. Kardit yoksa 18 yaşına kadar penisilin profilaksisine devam edilir.
Ayrıca cerrahi müdahale, doğum, diş çekimi gibi enfeksiyon riskinin arttığı durumlarda kısa süreli antibiotik kullanılır.
bu şüphe daha kuvvet kazanmaktadır ve o zaman da artık prostat biyopsisini uygulamak gerekmektedir.
Rutin senelik kontrollerinde PSA’ nın yükselmesi ve sınırın üstünde olmasının anlamı kadar , sınırın altında olupta kontrolde bir önceki yıla göre mukayese edildiğinde yıllık artış oranları da önemlidir ve bununda değerlendirilmesi gerekir. Yıllık 0,75 ng/ml’ in üstündeki artış anlamlıdır . Bilininen yaşa özgü, spesifik PSA değerleri vardır, bunlar 40-50 yaş arası, 50-60 yaş arası olması gereken değerlerdir ve eğer PSA bu değerlerin üzerindeysede risk artmaktadır, bu durumda gözardı edilmemelidir.
Prostat biyopsisi ( prostattan örnek alma), transrektal ultrason eşliğinde öncelikle prostatın incelenmesi ve şüpheli alanların belirlenmesi ile, bölge uyuşturulduktan sonra özel bir iğne ile prostattan uygun sayıda doku örnekleri alınması ve patoloji tarafından değerlendirmesi ile yapılır.. Biyopsi uygulanmış, tümör tanımlanmamış fakat PSA ‘sı yüksek çıkan hastalarla ilgili olarak ki bu gerçekten sık rastladığımız bir durumdur, ikinci kez biyopsi alınması ve yine kanser açısından negatif çıkmış ise bazen üçüncü, dördüncü biyopsinin uygulanması ve tanı konulması durumları ile karşılaşılmaktadır.
Bitkisel Ürünlerin Prostat Tedavisindeki Etkisi ve Avantajı
Bitkisel ürünlerin prostat rahatsızlıkları üzerindeki etkisi ve avantajı.
>Avrupa da prostat için reçete edilen ilaçların ortalama % 70 i bitkiseldir. Özellikle Almanya ve Avusturyada doktorların % 90 prostat için bitkisel ürünleri ( saw palmetto ısırgan otu… gibi ) reçete etmektedir.
>Bitkisel ürünler bir kaç etki mekanizması sayesinde prostat belirtilerinin giderilmesinde ve tedavisinde çok başarılıdır:
>5 alfa redüktaz enzimini engelleyerek testesteron hormonunun daha güçlü formu olan dihidrotestesterona dönüşümünü önler ve bu sayede BÜYÜMÜŞ OLAN PROSTATIN KÜÇÜLMESİNİ SAĞLARLAR .
>Prostat semptomlarının ( belirtilerinin ) artmasına neden olan yüksek prolaktin ve östrojen seviyelerinin normale çekilmesini sağlarlar ve bu sayede tüm prostat belirtilerini bertaraf ederler.
>Özellikle bu konuda etkinliği klinik deneylerde kanıtlanmış bitkiler Cüce palmiye ( saw Palmetto ), ısırgan otu ve yakı otudur.
>Isırgan ekstrelerinin prostat büyümesi tedavisinde etkili olduğu görülmektedir. Cüce palmiye ve ısırgan otu ekstreleri kombine halde alındığında etkileri çok güçlüdür.
>Yakı otu özellikle ülkemizde yaygın olan prostat büyümesine bir çok faydalı yönü olduğu ispatlanmıştır.