Ürün Bilgisi
Yeşilex 033 Üzüm Çekirdekli Bitkisel Karışım
|
Ürün izin belgesini görmek için tıklayın>>
|
 |
|
Mikroplar her yerde ? Bunları yenebilmenize yardımcı olmak için sizlere Yeşilexin Üzüm Çekirdekli Bitkisel Karışımlı ürününü sunuyoruz. Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak istermisiniz ? Cevabınız evet ise bu ürün sizin için geliştirildi %100 bitkisel içerdiği formül sayesinde vücudunuzun direncini arttırarak.Sağlıklı bir yaşama sahip olmanıza yardımcı olur.
Sağlıklı bir yaşam sizin elinizde.
Yeşilex 033 Üzüm Çekirdekli Bitkisel Karışım
YEŞİLEX MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ
Yeşilex Yeşilex , tamamen Şifa Market güvencesi altındadır.
Ürünü satın aldığınız andan itibaren karşılaşacağınız hizmet kalitesinden etkileneceksiniz.
Şifa market bünyesinde bulunan uzmanlar size tedavi boyunca gerekli tüm desteği sunmaktadırlar. Şifa market uzmanlarınca gerçekleştirilen hasta takip programı çok etkin bir şekilde uygulanmaktadır. Belirli aralıklarla uzmanlarca gerçekleştirilecek geri dönüşlerde sağlığınızla ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz.
Şifa market uzmanları, önemli sağlık danışmanınızdır !
Etkileri :
- Tüm savunma sistem elemanlarını ( lenfosit,makrofaj,natural killer vs. ) harekete geçirir ve görevlerini en iyi şekilde yerine getirmelerine yardımcı olur.
- Hemen hemen tüm hastalıkların iyileşmesini hızlandırma ve vücut direncini artırmada yardımcı olur.
Kullanım şekli :
Gıda takviyesi olarak Sabah, öğle, akşam aç karnına 2’ şer kapsül alınması önerilmektedir.
İçindekiler :
Üzüm Çekirdeği:
Bioflavonoidlerin proanthocyanidin adlı benzersiz bir tipini içerir. Bu çok özel bioflavonoid keşfedilen en kuvvetli doğal antioksidan’ lardan biridir. Antioksidanlar en etkin anti-aging (yaşlanmayı geciktirme) gereçlerinden biridir Antioksidanların yardımı ile hastalıkların oluşumu önlenebilir, hormonal denge korunabilir, yaşlanma süreci geciktirilebilir. Bu da üzüm çekirdeğinin önemini ortaya koymaktadır. Üzüm çekirdeği antioksidan olmasının yanı sıra bağ dokusunu güçlendirir.
Yulaf:
Sinir sistemi üzerinde olumlu etkileri vardır. Vücuda rahatlık verir. Sinir zayıflığı, stres ve uykusuzluğa iyi gelir.Dişleri korur. Bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir. İktidarsızlığa iyi gelir. Kandaki şeker miktarını ve kolesterolü düşürür.
Biberiye:
Sindirime faydalı bir besin olan Biberiye, mide ve bağırsakları uyararak hazmı kolaylaştırır. İdrarı ve bağırsak gazlarını söktürücüdür. Vücuda zindelik verir. Damar tıkanıklığını önlemeye yardımcı olur. Migren türü baş ağrılarını hafifletir, çarpıntıyı giderir. Astım ve bronşite karşı faydalıdır. Kansızlığa ve sarılığa iyi gelir. sarılığa iyi gelir.
Keten Tohumu:
Kolesterolü düşürmede etkilidir.Felç ve kanser için iyi bir destek gıdasıdır.Sindirim sisteminde mide ve bağırsak iç duvarlarını temizler. Özellikle de unutkanlık gibi rahatsızlıklarda çok etkilidir.Bağışıklık sisteminin desteklenmesinde etkili bir tıbbi bitkidir.
Yan etkileri :
Kullanımı güvenlidir. Hiçbir yan etkisine rastlanmamıştır.
Uyarılar :
- Tavsiye Edilen miktardan fazla tüketmeyiniz.
- Hamile Bayanların Kullanması Tavsiye Edilmez.
- Doz Aşımı halinde lütfen doktorunuza başvurunuz.
- Serin ve Çocuklarınların ulaşamayacağı yerlerde muhafaza edidiniz.
- Ürünümüz ilaç değil bitkisel gıda takviyesidir.
Uzman Tavsiyesi :
Beta-glukan ekmek mayası hücre duvarından elde edilen, bağışıklık sistemini güçlendiren tamamen doğal bir maddedir. Bağışıklık cevabını artırarak vücut savunma hücrelerinin patojenleri daha etkili şekilde yok etmesini sağlar ve sıklıkla hastalıkları önler. Kişinin kendini daha sağlıklı hissetmesini sağlar.Aynı zamanda cildin yaşlanmasını geciktirir ve kolesterol düzeyini düşürür. Stres gibi bağışıklık sistemini zayıflatan faktörlere karşı vücut direncini artırır.Sık enfeksiyon geçiren kişilerde de vücudun hastalıkla mücadelesini kolaylaştırır. Echinacea doktorlar tarafından çok eski tarihlerden bu yana soğuk algınlığı tedavisinde kullanılır. Doktor kontrolü ile kullanılması gerekir.
Her erişkin sağlam ve işler halde bir bağışıklık sistemine sahiptir. Ancak sık hastalanma, çevre koşullarının uygun olmaması, stres, aşırı yorgunluk, uykusuzluk, kötü ve yetersiz beslenme, sigara ve alkol kullanımı, aşırı egzersiz gibi etkenler bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Bronzlaşmış bir deride U.V ışınları; Langerhans hücrelerinin yok olmasına dolayısıyla bağışıklık sisteminin baskılanmasına sebeb olur.
Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmanın en iyi yolu sağlıklı bir yaşam tarzıdır. Besin öğelerinin organizmaya yeterli ve dengeli miktarda sunulması, kilo kontrolü için düzenli ve ağır olmayan kişiye özel bir egzersiz programı, sağlıklı ruh hali içinse düzenlenmiş sosyal yaşam ve kontrol edilebilen stres her birey için sağlığa giden yoldur.
Bağışıklık Sistemi Nedir?
Vücudumuzun içinde bağışıklık sistemi adı verilen şaşırtıcı ve bir o kadar da ilginç savunma mekanizması vardır. Bağışıklık sistemi insanoğlunu “mikrop” diye tanımlanan, enfeksiyona yol açabilen virus, bakteri, mantar ve parazit gibi mikrororganizmaların zarar verici etkilerine karşı korur.İnsan vücudu çevresinde bulunan çok sayıdaki mikrobun saldırısına uğrar ve bu organizmalar vücudumuza girebilmek için uğraş verir. Sağlıklı bir vücut; karşılaştığı hastalık etkenleriyle ve yabancı maddelerle çoğunlukla “çaktırmadan” başeder. Mikroplarla başedemediğimiz durumlarda da “hasta” oluruz.
Bağışıklık sisteminin görevi de; öncelikle bu organizmaların vücuda girmelerini engellemek veya girer ise vücuda girdikleri yerde yutmak, yayılmalarını engellemek ya da geciktirmektir. Bağışıklık sistemi bu görevlerini, yaşam süresi boyunca sürdürür ancak bazı koşullarda bağışıklık sistemi zayıflar.
Bağışıklık Sistemimiz Neden Güçsüz Kalır?
Stres
Kişinin tehdit ve baskı unsurları karşısında duyduğu endişe ve gerginlik olarak tanımlanabilen stres fiziksel ve duygusal olarak iki ana başlıkta toplanabilir.
Fiziksel strese neden olan etkenler ise;
* UV ışınları
* Kötü beslenme
* Alkol
* Uykusuzluk
Stres iki şekilde de organizma için zararlıdır. İkisinin de birbirine dönüşümü mümkündür.
Stres belirli bir düzeyi aştığı zaman vücutta belli başlı bazı hormonal sistemleri bunun yanında da bağışıklık sistemini zayıflatır.
Uzun süreli kronik stres bağışıklık siztemini zayıflatarak sağlığımız tehdit eden durumlara neden olur. Bu durumlar;
* Vücudun infeksiyonlara karşı direncini azaltır.
* Üst solunum yolu infeksiyonlarına yakalanma riskini 3-5 misli artırır.
* Kanser ve ülserin görülme sıklığında artışa neden olur.
* Baş, omuz ve sırt ağrılarına neden olabilir.
* Kalp krizi riskini artırır.
* Kronik yorgunluk sendromuna neden olabilir.
* Metabolizmayı bozarak yaşlanma sürecini hızlandırabilir.
Stresten en çok etkilenen meslekler ise;
* Polisler
* Askerler
* Öğretmenler
* Doktorlar
* Taksi-Otobüs Şöförleri
* Call-Center Çalışanları
* Borsacılar (Dealer/Broker)
* Hava Trafik Kontrolörleri
* Öğrenciler
Oksijen
Herkesin hayatta kalmak için ihtiyacı olduğu oksijenin sağlığımıza zararlı olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz? Evet, aslında oksijenin iki yüzü vardır. Kötü olan yüzü ve iyi olan yüzü. Oksijen kullanan her canlı, “serbest radikaller” olarak bilinen şeyleri üretir. Serbest radikaller, hücreler oksijen tüketirken oluşurlar. yani serbest radikaller değişen oksijen molekülleridir.Serbest radikaller yaşam için gereklidir. Elektron taransferi enerji üretimi ve pek çok diğer metabolik işlevde temel oluşturur. Bu serbest radikaller kontrolsüz bırakılırlarsa, bağışıklık sistemimize zarar verme ve kronik hastalıklar gelişme riski ortaya çıkabilir. Bilim adamları 1954’lerden beri serbest radikallerin yaşlanma ve dejeneratif hastalıklara neden olduğunu bilmektedirler.Serbest radikaller, yaşadığımız her dakika oluşur ve büyük ölçüde vücudun kendi anti-oksidan ordusunun kontrolünde tutulmaktadır.
UV Radyasyonu
Bağışıklık sistemi, UV ışınları gibi çevresel faktörlerden kaynaklanan değişimlerden zarar görür. Bilim adamları, güneş yanıklarının insanlarda güneşe maruz kaldıktan sonra 24 saat ve daha fazla süre içerisinde kandaki beyaz kan hücrelerinin hastalıkla savaşım fonksiyonunda bir azalma görüldüğünü belirtmişlerdir.UV radyasyonuna sürekli maruz kalma vücudun bağışıklık sistemini etkileyen zararlara neden olabilir. Hafif güneş yanıkları insanlarda ki bütün cilt tiplerinin bağışıklık fonksiyonlarını baskı altına alabilir.Yüksek gerilim hatlarının yaydığı radyasyon da insan sağlığını olumsuz yönde etkiliyebilmektedir. Bu etkileşim, insanın bağışıklık sistemi bozup,hastalıkların başlamasına yol açabilmektedir. Yüksek gerilim altında yerleşik insanlar, başta kanser olmak üzere birçok hastalığın kapısını aralayan radyasyondan korunmak için buralardan uzaklaştırılmalı, daha güvenli başka bölgelere taşınmalıdır.
Kötü Beslenme
Beslenme vücudun direncine ve mikroplara etki edebilmektedir. Fazla yorgunluk, travmalar, yanıklar vb vücutta protein yıkımına ve böylece direncin azalmasına neden olur. Protein ve enerji bakımından yetersiz ve kötü beslenme durumlarında bağışıklık sisteminde görevli yapıların vücudumuzu savunma gücü zayıflar.
Beslenme yetersizliği özellikle çocuklukta hastalıklara yakalanma ve ölümde büyük rol oynamaktadır. Eksik beslenme enfeksiyonlara ve bunların komplikasyonlarına zemin hazırlamaktadır. Oluşan enfeksiyon da beslenmeyi bozar ve bağışıklığı azaltabilir.
Alkol
Alkol keyif verici bir madde olarak günlük yaşantımızda yer almaktadır. Alkolün, özellikle kronik alkol alışkanlığının, organizmanın immun savunması üzerinde olumsuz etkiler yaptığı kanıtlanmıştır.
Uykusuzluk
Uyku sırasında vücudumuz ve beynimiz dinlenirken bağışıklık sistemi dinlenmez. Aksine işgalci organizmalara karşı hazırlık yapar. Eğer iyi dinlenilmezse bağışıklık sistemi bozulabilir.Yukarıda saydığıGüçlü Bir Bağışıklık Sisteminin Önemi Nedir? mız etkenlerin dışında bazı ilaç tedavileri, yorgunluk, aşırı spor yapma, mevsimsel ve hormonal değişikliklerde immun sistemimizi zayıflatan faktörlerdendir.
Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak bize aşağıdaki avantajları sağlayacaktır:
- Enfeksiyonların şiddetini azaltacaktır. Böylelikle özellikle savunma hücreleri henüz tam gelişmeyen bebeklerin, mikrop taşıyan diğer çocuklarla temasın fazla olduğu okul çağındaki çocukların, ve bağışıklık azalmaya başladığı için yaşlıların enfeksiyon hastalıklarına yakalanma riskini azaltacaktır.
- Soğuk algınlığı, nezle ve diğer enfeksiyonlara yakalanma olasılığını azaltacaktır.
- Kanser hücrelerinin yok edilmesini en yüksek seviyeye çıkaracaktır.
- Canlılığı azaltan toksik kimyasalların birikmesini önleyerek enerji düzeylerini artıracaktır.
- Vücudu çevredeki radyasyon ve kirlerden koruyacaktır.
- Yaşlanma sürecini yavaşlatacaktır.
Günümüzde büyük şehirlerde yaşayan, dengesiz ve sağlıksız beslenen, özellikle fast-food yeme alışkanlıklarına sahip olan, stres ve çevresel kirlilikle sürekli içiçe yaşayan, kronik sigara ve alkol kullanan kişilerde vitamin-mineral eksiklikleri sık sık karşılaşılan sorunlardan biri haline gelmiştir.
Eğer stressiz bir ortamda yaşıyor veya en azından stresle başa çıkmanın yolunu bulabiliyorsanız, günde en az 5-6 öğün hormonsuz veya katkı maddesi olmadan yetiştirilmiş sebze-meyvelerden yiyebiliyorsanız, sigara içmiyor, çevre ve hava kirliliğinin minimum olduğu bir ortamda yaşıyor iseniz vitamin-mineral eksiklikleri sizin hayatınızın bir sorunu haline gelmemiş demektir. Ama tüm bunlara cevabınız hayır ise, sizi bekleyen sürekli yorgunluk, halsizlik, zayıf tırnaklar ve saçlar, dikkat dağınıklığı, cilt sorunları, enfeksiyonlara yatkınlık gibi nice problemler olacaktır.
Tüm dünyada vitamin ve mineral kombinasyonları değişik hastalıkların tedavi protokollerine ek olarak, günlük beslenmeyi desteklemek amacıyla, subklinik seyirli hastalıklardan korunmada kullanılmaktadır.
Vitaminler ve mineraller; vücudun kendisi tarafından üretilemeyeceği için yiyeceklerle alınmaları gerekmektedir. Dolayısıyla beslenme ve sağlıklı bir bağışıklık sistemi arasındaki korelasyonu görmek çok kolaydır. Ancak iklim, toprak, ürünün ham ya da olgun oluşu, ürün toplama yöntemleri, taşıma ve depolama gibi çok sayıda faktör meyve ve sebzelerde vitamin kaybına yol açabilmektedir
Bu durumda sağlığımız için gerekli olan vitaminleri dışardan yani çeşitli ilave vitamin takviyeleri ile sağlamamız gerekmektedir. Mikrobesinler olarak da adlandırılan vitaminler; yağlar, proteinler ve karbonhidrat gibi makrobesinlerin aksine çok düşük miktarda alınabilirler ve kalori içermezler.
Yağda ve suda eriyen olmak üzere iki alt gruba ayrılır. A, D, E ve K vitamininden oluşan yağda eriyen vitaminler, sentezleri için kolestrol gerektiren, yağ dokusunda depolanabilen ve ihtiyaç anında salınabilen vitaminlerdir. Bu vitaminlerin yemeklerden sonra alınması, emilimlerini artırabilir.
B vitamin kompleksleri ailesinden ve C vitamininden oluşan suda eriyen vitaminler ise, vücutta depolanmazlar ve hergün belli miktarlarda dışardan alınmaları gerekmektedir. Bu vitaminlerin emilimlerini artırmak için bol su ile içilmesinde fayda vardır.
Vücut için vitaminler kadar önemli bir grup madde daha vardır ki; onlar da ninerallerdir. Mineraller olmadan vitaminler görev yapamazlar. Mineraller kemik, diş, yumuşak doku, kas, kan sinir hücrelerinin yapısında bulunur. Hormon üretimi, sinirlerden mesaj iletimi gibi birçok biyolojik reaksiyonda, reaksiyonu hızlandırıcı rol oynarlar. Kalsiyum, iyot demir, magnezyum, fosfor, potasyum, selenium, sodium, çinko en önemlileridir.
Vitamin ve mineraller; birbirlerinin etkilerini artırabilmek için multivitamin – multimineral formülasyonları veya bitkisel preparatlarla kombinasyonlar şeklinde de piyasada bulunabilmektedir.
Son zamanlarda, vitaminlerin sağlığımız üzerine etkilerine yönelik araştırmalar yoğunlaşmıştır. Son dönemin en popular takviyelerinden olan antioksidanlar, vücudumuzu serbest radikallerin yol açtıkları hastalıklara karşı koruyan bileşiklerdir.
Çeşitli vitamin ve mineraller, ya anti-oksidan bir enzimin parçası olarak ya da tek başlarına antioksidan etki gösteriler. Minerallerden selenyum, bakır ve manganez, serbest radikalleri yok etmek için bir enzimle birleşir. Diğer yandan, E, C, A ve B6 vitaminleri ile beta-karoten ve çinko minerali, serbest radikalleri etkisiz hale getirmek için enzimlerden bağımsız olarak görevlerini yerine getirirler.Bağışıklık hücrelerini serbest radikallerden zarar görmekten korumanın yanısıra (antioksidan özellik) kalp-damar hastalıkları, kanser ve katarakta karşı koruyucu olduğu bilinmektedir. Başka bir antioksidan olan yani hücreleri zarar görmekten koruyan madde olan C vitamininin yetersizliğinde çeşitli bağışıklık sistemlerinin bozulduğu görülmüştür.
Ayrıca C vitamini, sigaranın akciğerlerdeki lenfositlere vereceği zararı önler. B6 vitamini bağışıklık ve sinir sistemlerinin düzenli çalışmasına yardım eder, folik asitse vücudu savunmak için savaşan alyuvarların yapımında görev alır.Minerallerden çinkonun; bağışıklığı güçlü tutmada önemli rolü vardır. Vücutta enfeksiyon olduğu zaman bağışıklık hücrelerini çoğalması, ve hücreleri harekete geçiren kimyasal maddelerin salgılanması için çinkoya gereksinim duyarız. Aynı şekilde demir, bakır, ve selenyum da bağışıklık sistemini iyi çalışması için gereklidir.
Yan Etkileri : Kullanımı güvenlidir ve hiç bir yan etkiye rastlanmamıştır.