Alkol Zehirlenmesi
Alkol zehirlenmesi hakkında bilgiler içerir.
Alosifa.com'da Alkolizm ( Alkol Bağımlılığı ) kategorisinde Alkol Zehirlenmesi başlıklı makalemizden Alkol Zehirlenmesi ile ilgili tüm detayları bu makalede bulabilirsiniz... Alkol Zehirlenmesi yazısı içerisindeki makalelerden bu konu ile ilgili ürünlerimize ulaşabilirsiniz...
Alkol Zehirlenmesi
Alkol Zehirlenmesi çeşitleri burada yer almaktadır. Bu zehirlenmelerin hem çeşitleri hemde tedavi yolları bulunmaktadır.
Etanol: Etanol, ABD’de ve reçete
edildiği bir çok bölgede en çok kullanılan ve de kötüye kullanımı en çok
intoksikandır. Bira,tüketilen miktarı gözönüne alındığında en çok
tüketilen 4.içecektir.(su,süt,kahve) son senelerde Amerika’da etanol
tüketiminin%25’ini oluşturmaktadır. Distile edilmiş içecekler%40-50
etanol volümu içermektedir. Şarabın etanol volümü %2-6’dır.Ayrıca
etanol, kolonyanın, ağız gargaralarının ve bazı ilaç preparatlarında da
mevcuttur.
Etanol kullanımının medikal, psikiyatrik, sosyal,
legal ve halk sağlığı kullanımları acil doktorlarınca iyi bilinmektedir.
Acil departmanları intoksike kişiler için uygun bir ortam
sağlanmalıdır. Bölgeye bağlı olarak etanol rastgele seçilmiş acil
hastalarının %15-40’ının kanında tesbit edilmiştir. Acil hekimleri ve
diğer servis uzmanları etanol bağımlılığı olan hastaların %50 ‘sini
tesbit edememektedir. Alkolizmin tanısında Michiganalkol tarama testi
önemlidir.
Patofizyoloji: Etanol, nöronal aktiviteyi inhibe
eden bir sss depresanıdır. Bunu da hücre membranları üzerindeki
etkisiyle gerçekleştirilir. Düşük kan konsatrasyonlarında genellikle
davranışsalstimülasyon gözlenir. Etanolla benzodiazepinler ve
barbtüratlar gibi sedatif hipnotikler arasında crosstolerans
gerçekleşebilmektedir. Absorbsiyon özefagus ve ağızdan küçük bir oranda,
mide ve kalın bağırsaktan orta oranda temel olarakta ince bağırsağın
proksimal kısmında gerçekleşmektedir. Etanol metabolizmasındaki cinse
bağlı farklar benzer dozda alındıktan sonra kadınlarda daha yüksek kan
etanol seviyesi görülmesini açıklamaktadır. Kadınların etanol için
dağılım hacmi(0,6 lt/kg) erkeklere göre (0,7 lt/kg) daha küçüktür ve
daha düşük bir ilk geçiş(first pass) metabolizmasına sahiptir.Çünkü
kadınların gastrik duvarlarında erkekler göre daha az alkol dehidrogenaz
bulunmaktadır.
Alkolün kan konsatrasyonuna bağlı olarak
%2-10’u ter, idrar ve akciğerler aracılığıyla atılmaktadır. Kalan kısım
ise 2 pathways ile karaciğer ile asetaldehite çevrilmektedir. Hücrede
NAD’ı kofaktör olarak kullanan sitozol alkol dehidrogenaz asetaldehid
üretir. Bu da daha sonra aldehitdehidrogenaz tarafından metabolize
edilir. 2. Pathway ise; klinik olarak kan etanol konsantrasyonlarında
önem kazanır ve etanolun tekrozomal alkol oksidayzing sistemidir.
Klinik
özellikler : Etanol intoksikasyonunun belirti ve bulguları; konuşma
bozukluğu, histagmus, disinhibe davranışlar, sss depresyonu, azaltılmış
motor koordinasyon ve kontrol. Etanole bağlı total perferal rezistanda
azalma ve volum kaybı sonucunda her zamanki kan basıncında azalma yada
hipertasiyon ve reflex taşikardi de gözlenebilir. Hipertansiyon
bulunduğunda etanol intoksikasyonu dışındaki sebeplerde gözönüne
alınmalıdır. Aakut intoksikasyondaki morbidite ve mortalite sıklıkla
motorlu araç çarpışmalarına bağlı kazasal yaralanmalar sonucunda
görülür.Buradaki sebep ise etnolün sebep muhakeme ve fiziksel
yetenekteki azalmadır.
Toleras sebebiyle intoksikasyon
derecesiyle kan alkol seviyesi zayıf bir korelasyon göstermektedir.
Alkol alışkanlığı olmayan kişilerde 400-500
Mg/dl
konsantrasyonlarda bile respiratuar depresyona bağlı ölüm görülebilirken
bazı alkoliklerde 400mg/dl’de kan konsantrasyonu gibi minimul
intosikasyosyonlarında görülmesi seyrek değildir. Bir çok yerde motorlu
arç kullanmak için belirlene alkol intosikasyon dozu 100 yada 80mg/dl’de
kabul edilmesine rağmen, 5mg/dl kadar küçük bir seviyenin bile
engelleme yapabileceği gösterilmiştir.
Tedavi:
Akut
alkol intoksikasyonunun tedavisi klinik stabilite sağlanana kadar gözlem
ve eşlik eden yaralanma ve hastalıklara müdahaleden oluşur.
Komplikasyon yaralanmaları veya medikal durumları değerlendirmek için
dikkatli bir muayneye yapılmalıdır. Eğer başka bir anomali yoksa, hafif
ve orta derecede intoksikasyon için etanol seviyesi gerekli değildir.
Ama birçok enstitü etanol, metanol ve isopropranol için kan alkol
seviyesi ölçümü önermektedir. Alkol seviye ölçümünün bir avantajında
şüphe edilmeyen metanol ve isopropranol intoksikasyonu tespitidir. Her
bir alkolün ölçümü spesifiktir ve birbirleriyle çapraz reaksiyon
göstermez.Hipoglisemi, hasta başı ölçümüyle ekarte edilmelidir. Etanol
aktivive chercoal’a bağlanmaz., yani başka adsorbahle bir madde
alınmamışsa, kullanılması gereksizdir. Belirgin bir şekilde
intoksikasyona uysa bile şiddetli sss depresyonu olan alkoliklerde
tiamin verilmelidir. Nutrisyonel statü genellikle eksik olduğundan IV
solusyon folat ve diğer vitaminler eklenir. Hafif ve sito derecede
intoksikasyon olan hastalar genellikle IV yol gerektirmez ta ki volum
kaybına bağlı klinik bulgular ortaya çıkmadıkça alkoliklerde genellikle
glikojen düşük olduğundan IV %5 dextoz ve %9’luk NaCl içermelidir.
Dikkatli ve seri gözlem önemlidir. Mental statüdeki bozulmalar etanol
dışındaki sebeplere 2° olarak düşürülüyorsa bağımlılığı olmayan hastalar
etanolü kandan saatte 15-20mg/dl hızla elimine ederlerken alkoliklerde
bu hız saatte 25-35mg/dl’dir. Etanol alımına 2°sss depresyonu olan
hastaların çoğunda acil servise başvurudan sonra geçen birkaç saat
içinde iyileşme görülür. Ssolunum depresyonu, hipoventilasyon ve eğer
şiddetliyse nadiren ileri havayolu müdehalesini gerektiren CO2
retansiyonuyla sonuçlanabi lir.Alkoliklere başka ilaç kullanıp
kullanmadıkları da sorulmalıdır. Geçmişte etanolün yerine veya etanolle
birlikte metilen ve etilen glikolde kullanılmaktay dı. Bugünse
alkoliklerin en sıkı kullandıkları ilaç kokaindir. Bu ilaçların birlikte
kullanılmasının çekiciliği koka-etilen gibi kokaine göre kokain
rec’lerine 4OX daha fazla affiniteni olan ve dolayısıyla çok daha patent
intoksikan olan retobolitlerle ilgilidir. 2 ilacı aynı anda kullanan
kişilerde sadece kokain kulla nan kişilere göre ani ölüm hızı 2OX daha
fazladır.(Etanol osmolol gap’in en sık sebebidir.)Metanol ve etilen
glikolde daha büyük bir anyon gaplı wet.asidoz oluşur.
Atılım(Dispositilen):
Akut etanol intoksikasyonu olan hastalar nadiren sırf bu problemin
tedavisi için hastaneye başvururlar.Ancak kanında yüksek düzeyde etanol
olmasına rağmen klinik olarak ayık görünen hastalar
problemyaratmaktadır.
ISOPROPRANOL:
Isopropranol
(isopropil alkol) evlerde temizlikte kullanılır. Endüstride çözücü ve
dezenfekte olarak kullanılır. (Antifreeze olarak ) Zehirlenme genellik
le oral alımla olurken, az havalanan yerlerde inhalasyon yoluyla
olabilir. Esas metaboliti asetandır. Ama metanol ve etilen glikolün
metabolitleri gibi göz, böbrek, kardiak ve metabolik foksisiteye sebep
olmaz. Isopropranol etanolün sss depresyonunda 2X daha fazla depresyon
yapar ve vücutta kalış süresi etanole göre 2-4X daha fazladır. Bu
özelliğinde dolayı alkolikler yada intihar teşebbü sünde bulunan kişiler
tarafında nadiren kullanılır. Etanolde sonra en çok kullanı lan alkol
isopropanoldur.Etanolden daha toxsik ama metanol ve etilen glikolden
daha az toksiktir.
Patofifiyoloji: Berrak, uçucu, acı, yakıcı,
aromatik kokulu bir likit. Akmdan sonra hızlıca absorbe olur. %80’i ilk
30 dk.’da tamamı ise 2 saat içinde absorbe olur.
Az ve klinik
olarak önemsiz bir miktarda tükürük bezleri ve mide tarafından sekrete
edilir. Böbrekler absorbe edilen dozun %20-50’sini değişme den atar ama
esas metabolizmanın KC’de asetona dönüşümle olur. (Alkol detfaze ile)
Aseton®Asetat®Formikasit®CO2 dönüşümü olur. Daha sonra hafif asidoz
olabilir. Ancak metanol ve etilen glikolin tersine isopropanol ve
metaboltlerine bağlı belirgin asdoz görülmez. Taksisitlerinin en önemli
göstergesi katonemi ve katonüridir.(Kan glukoz seviyesi artırımında veya
glukozuri olmadan) Bu özelliği, Etilen glikol ve metanolden ayımaya
yardım eder. Yarılanma ömrü (etonol yokluğunda) 6-7 saat, asetonun
yarılanma ömrü 22-28 saattir. Dolayısıyla uzamış semptomatolojinin
sebebi asetonun yarılanma ömrünün uzun olmasıdır. Isopropanolun asetona
metabolize oluşunu önlemek için etanol verilmez. %70’lik bir
isopropanolun toksik dozu 1 ml/kg, yetişkindeki letol dozu 2-4ml/kg.
0,5ml/kg dozundan bile semtomlar ortaya çıkabilirken, totalde 1lt bile
alımında survey rapor edilmiştir.Çocuklar özellikle duyarlıdır.3 defa
yutkunmak bir miktarla bile semtomlar ortaya çıkarabilir.
Klinik Bulgular:
Semtomların başlaması 30-60dk. İçinde olur ve birkaç saat içinde pik
yapar. Nistagmus genellikle vardır, şiddetli zehirlenme bulguları ,
erken başlangıçlı koma, solunum depresyonu ve hipotansiyondur. Masif
injesyon periferik sd.’a 2°hipotansiyona sebep olur. Ciddi disritanller
nadirdir. Gastrik irritasyonun 2°hemorojık gastrit erken dönemde görülür
ve isopropanol injesyo nunun çarpıcı bir bulgusudur ve N/V, karın
ağrısı ve üst GIS ---------sebep olur. Azalmış glukoneogeneze 2°
hipoglisemi görülebilir. Daha az görülen komplikasyonlar; Hepatik
disfonles, ATN, myoglobünüri, anemi, rabdonyoliz ve myogotidir. Nefeste
temizlikte kullanılan alkollerin kokusu duyulduğunda, glukozüri ve
hiperglisemi olmadan görülen ketonüri ve ketonemi ile ilişkili asidoz
(ve artmış osmolol gap)varlığında intosikasyonundan şüphelenmelidir.
Eğer asidoz varsa hafiftir.
Tedavi:
İntoksikasyonda
şüphelendiğinde IV yol açılmalı, kan glukozu bakılmalı ve endi kasyon
varsa tiamin ve naloxon verilmelidir. Sss veya solunum depresyonu
açısından hasta monitörize edilmelidir. Isopropanol hızlı absorbe
olduğundan gastrik lavajın yararı yoktur. Aktif kömür ısopropanolu zayıf
bağladığından gerekli değildir.
Ciddi şekilde etkilenmiş
hastalarda entübasyon ve solunum desteğine ihtiyaç vardır. Hipotansiyon
genellikle IV sıvı yüklenmesine cevap verir. Şiddetli vakalarda pressor
madde desteği gerekir. Şiddetli hemorojik gastrit varsa kas transfüzyonu
endikedir. Asidoz genellikle hafif olduğundan, önemli bir asidozla
karşılaşıldığında buna neden olabilecek diğer nedenler araştırılmalıdır.
Örneğin eğer hasta hipotansifselaktik asidoz düşürülmelidir.
Hhemodinamik instabiliteye neden olan klasik tedaviye cevap vermeyen
hipotansiyonda ve ispropanol seviyesi 400ml/dl olduğu durumlarda
hemodiyaliz endikedir. Böylece hem ispropanol hem de aseton elimine
edilir. Periton diyalizi daha az etkilidir. Letarjisi veya uzamış sss
depresyonu olan hastalar hospitalize edilmelidir. 6-8 saat asemtomatik
kalan hastalar taburcu edilebilir, danışma hizmeti sunulmak yada
psikiatrik değerlendirme yapılmalıdır.
METANOL:
Odun
ispirtosu olarak bilinir. Bboya çıkarıcıların intifreeze içinde bulunur.
Odun distilasyonu ile elde edilir. Zehirlenmesi genellikle ya viskiye
karışmasıyla kazara ya da bilinçli olarak intihar için kullanılır.
Metanol toksisitesi 2 toksik metabulitin oluşmasına dayanır: Formoldehit
ve formik asit. Bu noktadan hareketle tedavi strateji leri bu
metabulitlerin oluşmasını engellemeye yada onların vücuttan
uzaklaştırılmasına dayanır.
Patofizyoloji: Renksiz, farklı
kokusu olan uçucu bir likittir. GIS’ten iyi absorbe olur. İngenze
edildikten 30-90 dk. Sonra pik seviyeye ulaşır. Toksisite genellikle
oral alımdan sonra olmakla birlikte, önemli ölçüde absorbsiyon AC veya
deri yoluyla da olabilir. Hafif toksisiteden sonra serum yenilenme ömrü
14-20 saat, şiddetli toksisiteden sonra 24-30 saattir. Alımı takiben en
yüksek konsantrasyon böbrek, KC ve GIS’te görülürken, vitrous humar ve
optik sinirde de seviyesi yüksektir. Metanolün çoğu (%90-95) KC’den,
%22-5’ böbrekten minimul bir kısımda AC’ler yoluyla excrete edilir.
Toksisitenin nedeni metanolun KC’de alkoldehidrojenaz------- ile
formaldehit ve formik asite dönüşümü dür. Formik asit birikimi klinik
semtomların ile ilişkilidir. Burada görülen laktik asidozun nedeni;
formik asitin mitokondrial solunumu inhibe edici etkisi ve bunun
sonucunda görülen doku hipoksisidir.Retinada formaldehit oluşumu
özellikle kör sarhoş diye tanımlanan körlüğe neden olan optik papillit
ve retinal ödeme yol açar.
Formik asitin CO2 ve H2O ya
yıkılmasında folat bir kofaktör olduğundan folat eksikliği olan
alkolikler metanol toksisitesine daha fazla duyarlıdırlar.Toksisiteye
neden olan metanol miktarı değişiklik gösterir.%40 lık solusyondan 15ml
kadar küçük dozlarda bile ölüm rapor edilmiştir.Ancak 30 ml lik
%40lıksolusyon letal doz olarak kabul edilmesine rağmen 500-600 ml
injekte edilip yaşayan vakalar rapoa edilmiştir.
Klinik Özellikler :
Toksik
metabolitlerine dönüşümü uzun zaman aldığından metanol zehirlenmelerine
bağlı semtomlar 12-18 saatden önce ortaya çıkmayabilir.Eğer birlikte
etanolde alınmışsa semptomlar daha geç ortaya çıkar.
Kardinal
klinik bulgular; SSS depresyonu(etanole benzer şekilde),görme
bozukluğu,karın ağrısı,metabolik asidozdur.Hastaneye geldiğinde hasta
konfüze ve hatta şiddetli vakalarda koma
durumundaolabilir.Başağrısı,vertigo,nöbetlerde görülebilir.Görme
bozukluğu insidansı yaklaşık %50dir.Bunlar ; diplopi,bukanık görme,görme
keskinliğinin azalması,fotofobi,karlı bir bölgeye bakma gibi
tanımlamalar,görme alanında daralma ve körlüktür.Klinisyen
nistagmus,fikse ve dilate pupiller,retinal ödem,optik atrofi veya optik
diskte hiperemi gibi bulgular saptayabilir.CT de parkinsonizm ile uyumlu
sayılabilecek bazal gangliyon enfarktları görülebilir.
Metanol
potent bir mukozal irritandır ve hastaların yarıdan çoğunda şiddetli
karın ağrısı ,pankreatitte sıkça rapor edilmiştir.Ancak şiddetli alıma
rağmen GIS bulguları görülmeyebilir.Hipotansiyon ve bradikardi geç
bulgulardır ve kötü prognozu gösterir. Hastanın gidişatı serum metanol
konsantrasyonundan çok asidozun şiddeti ile ilişkilidir. Metanol
zehirlenmesinin tanısı: hikaye, karekteristik klinik bulgular ve geniş
anyon gap met. Asidozun bulunmasıyla konur. Tanının doğrulanması
maddenin kanda gösterilmesine dayanmasına rağmen gecikmeye bağlı
morbiditeden kaçınmak için uygun klinik tablo ortaya çıktığında tedaviye
hemen başlanmalıdır.
Endojen kaynaklardan meydana gelen
metanol kons. :0,05ml/dl’dir.Asemptomatik kişilerde pik seviyesi
20ml/dl’nin altındadır. 50ml/dl’nin üzerindeki değerler şiddetli
zehirlenmeyi gösterir. SSS semtomları 20mg/dl’nin üzerinde, göz
problemleri 50mg/dl’nin üstünde ortaya çıkar. 150-200mg/dl üstündeki
değerlerde ise ölüm riski artar. Ayırıcı tanıda etilen glikol DKA,
izoniazit salisilatlar Fe laktik asidoz fenformin toksisiteleri ile
üremi gibi geniş anyon gap met asidoza neden olan durumlar
düşünülmelidir.
Tedavi:
İntoksikasyondan
şüphelenildiğinde IV damar yolu açılır, kan glikozu bakılır ve
endikasyon varsa tiamin ve naloksan verilir. Tedavide yer alan genel
önlemler:
1-Destek tedavi
2-Asidozun düzeltilmesi
3-Toksit metabolitlere dönüşümü azaltmak için fomepizol veya eta nol verilmesi
4-Metanolu elimine etmek için ®DİALİZ
Hasta alımdan hemen sonra gelmedikçe gastrik lavaj faydasızdır. Aktif
kömüre zayıf bağlanır, faydasızdır. Gerekirse entübasyon uygulanır. PH’ı
normale getirmek için NaHCO3verilmelidir. Çünkü metanolün görme
bozukluğu gibi toksik etkileri metabolik asidozun düzeltilmesi ile bir
miktar düzelir. Fomepizol başlangıç tedavisinde başarılı bir şekilde
kullanılır, ancak bu konuda fomepizolun etilen glikol intaksikasyonunda
kullanılması kadar tecrübe yoktur.
Bir alkol
dehidrogenazinhibitörü olan fomepizol toksik metobolit oluşumunu önler
fomepizol etanolün aksine SSS depresyonu yapmaz. Çoğu otorite erişkin
metamol toksitesinde fomepizolü etanol yerine önermektedir.
Ancak
fomepizol kullanımı dializ endikasyonunu değiştirmez. Bazı klinisyenler
ise etanolü tedavide tercih etmektedirler Çocuklarda fomepizol kullanım
ile ilgili yeterli veri yoktur. Fomepizol 15mg/kg’a yükleme dozunu
takiben her 12 saatte bir 10mg/kg’lık 4 dozda verilir. Her doz 30dk.
Süreyle IV yavaş infüzyonla verilir. Fomepizol dializle atılacağından
dialize giren hastalar da doz sıklığı arttırılmalıdır.
Etanol
metanol intoksikasyonunda başlangıç tedavisinde klasik olarak
kullanılır. Alkol dehidrogenaza 10-20 kat daha fazla affinitesi vardır
ve bunu kompetatif olarak inhibe eder. Toksik metabolit oluşumunu
tamamen inhibe etmek için 100-150mg/dl’lik etanol seviyesi
sağlanmalıdır. 100mg/dl’nin altındaki düzeylerde etkinlik düşüktür ve
tosisite artar. Etanol IV , oral veya NG tüp yoluyla verilebilir. Ancak
IV yol tercih edilir. IV yolun komplikasyonu yüzeyel tromboflebite neden
olur. IV solusyon %5 dextroz içinde %10 etanol içermelidir.Oral dozda
%20 yada 30luk konsantrasyon kullanılır.100-150 mg/dl etanol seviyesini
sağlamak için IV yolla veya ağızdan 0,6-0,8gr/kg yükleme dozu ve saatte
yaklaşık 0,11gr/kg lık idame dozu verilmelidir.eğer tavsiye edilen %5
dextroz içinde %10luk etanol kullanılırsa yükleme dozu 10mg/kg ve idame
dozu saatte 1,6mg/kg olur.Eğer hasta etanol bağımlısı ise (yani artmış
hepatik eliminasyon )idame infüzyonu 15gr/kgdan başlamalı.
Etanol verilmesi metanol seviyesi sıfıra gelinceye kadar devam
ettirilmelidir.Eğer diyalize başlamışsa etanol diyaliz edilen bir madde
olduğundan etanol idame dozu daha yüksek olmalıdır.(0,24gr/kg/st)
Etanol verilmesiyle hipoglisemi ortaya çıkarsa kan glikoz seviyesi takibi yapılmalıdır.
Visual
ve SSS disfonks. Bulguları görüldüğünde 25 mg /dl metanol seviyelerinde
,metanol seviyesine bakılmaksızın şiddetli met.asidoz varlığında ve
30ml üzerinde metanol alımında dializ yapılmalıdır. Hemodializ periton
dializinden daha etkilidir.Dializ hem maddeyi hem toksik metabolitleri
elimine eder.Fomepizol tedavisi alan hastalarda dializ endikasyonları
değişmez. Folat metabolizmasında kofaktör olduğundan folat eksikliği
olanlarda folat verilir.Bü tün hastalara birkaç gün boyunca IV 50mg/kg
folat verilmesi önerilir
ETİLEN GLİKOL:(EG)
EG
toksisitesi formaldehit ve formik asit metabolitleri oluşturan
bağlardır.Tedavide formaldehit formik asit metabolitleri vücuttan
uzaklaştırılır yada dönüşüm azaltılır.
Patofizyoloji: EG
renksiz, kokusuz,tatlı bir maddedir.Suda oldukça iyi çözünür.Oral alımda
hızlı absorbe olur.AC ve deri absorbsiyonu iyi değildir.Alıcı takiben
1-4 saatte kanda pik yapar.Plazma yarılanma ömrü 3-5 saat olan EG KC ve
böbrekte toksit metaboliklerine dönüşür; aldehidler , glikolat, oksalat
ve laktat. Sonuçta AC’ler, böbrek ve kalpde toksisiteye neden olur.
Bunlar metabolik asidoza neden olur.
Pridoksal fosfat ve
tiamin toksik metabolitlerin nontoksik metabolitlere dönüşümünü
sağladığından bunların eksikliği toksisiteyi arttırır. Glikolik asit
metabolik asidoz yapabilir. Hastaların yaklaşık %50’sinde idrarda
oksalat kristalleri görülür. Potansiyel letal doz 2 ml/kg’dır.
Klinik:
EG zehirlenmesi genellikle 3 farklı klinik fazla kendini gösterir.
Toksisitenin şiddeti ve ilerlemesi alınan miktara bağlıdır. Başlangıç
fazı alımdan 1-12 saat içerisinde SSS depresyonu ile karakterizedir.
Hastaların nefesinde etanol kokusu olmaksızın konuşma bozukluğu ve
ataksi görülebilir. Başlangıç fazında halüsinasyon, koma, nöbet ve ölüm
görülebilir. Bu santral sinir sistemi bulguları pik glikolaldehit
üretimi ile ilişkilidir. Nistagmus ve oftalmopleji gözlenmesine rağmen
optik fundus genellikle normaldir. Lomber Ponksiyonda BOS basıncı ve
proteini artmıştır ve birkaç PMNL görülebilir.
2.
Faz®Kordiyopulmuner faz alımdan 12-24 saat sonra görülür taşikardi HT ve
takipne en sık semptomlardır. Ayrıca KKY,ARDS, Kardiyomegali ve dolaşım
kollapsi görülür.
3.Faz®Nefrotoksisite alımdan 24-72 saat
sonra görülür flank ağrısı ve kostovertebral açı hassasiyeti oligürik
renal yetmezlik ve ATN görülür. Anüri olabilir. Uygun tedavi yapılırsa
renal hasar geri döndürülebilir. Nefrotoksi site aldehid metabolitleri
ve oksalik asitten kaynaklanır. İdrarın mikroskobik değerlendirilmesinde
1)Dihidrat form
2)Monohidrat form şeklinde Ca oksalat kristalleri görülür.
Ca’nın Ca oksalat şeklinde presipite olmasına sekonder hipokalsemi gelişebilir.Hipokalsemide tetani ve QT uzaması oluşabilir.
EG intoksikasyonu;1)Nefeste etanol kokusu olmaması
2) Geniş anyon gap met. Asidoz varlığı ,
3) Ca oksalat kristalürisi durumlarında düşünülür.
Tanı
kan seviyesi bakılmasıyla konur. 20mg/dl üzerinde toksisite riski
yüksektir. Fatalite aralığı 98-775mg/dl arasında rapor edilmiştir. Ca
oksalat kristalürisi şiddetli intoksikasyonu düşündürür.
Tedavi:
Metanol
intoksikasyonunun tedavisine benzer. Hipokalsemi durumunda %10’luk 10ml
Ca glukonat IV verilir. Pridoksin veya tiamin IV verilir. Hipomagnazemi
durumunda Mg verilir. Şiddetli asidoz sebebi bilinemiyosa laktik asidoz
belirlenmelidir. Fomepizol kullanılır. Fomepizolün baş ağrısı ve
bulantı gibi yan etkisi vardır. Eğer fomepizol yoksa etanol şüphe
duyulan vakalarda hemen verilmelidir. Şiddetli metabolik asidoz,anüri
klinik, serum EG düzeyinin 20-25ml/dl üzerinde olması dializ
endikasyonlarıdır.