Tüm Kategoriler
CİNSEL ÜRÜNLER CİNSEL ÜRÜNLER
YEŞİLEX AFRODİZYAK YEŞİLEX AFRODİZYAK
YEŞİLEX ÜRÜNLERİ YEŞİLEX ÜRÜNLERİ
BİTKİSEL KAPSÜLLER BİTKİSEL KAPSÜLLER
BİTKİSEL İLAÇLAR BİTKİSEL İLAÇLAR
AKCİĞER HASTALIKLARI AKCİĞER HASTALIKLARI
AKDENİZ ATEŞİ AKDENİZ ATEŞİ
ALERJİ PROBLEMİ ALERJİ PROBLEMİ
ALKOLÜ BIRAKMA ALKOLÜ BIRAKMA
ALT ISLATMA ALT ISLATMA
ANAL FİSSÜR ANAL FİSSÜR
ANEMİ ANEMİ
ANKİLOZAN SPONDİLİT ANKİLOZAN SPONDİLİT
ANTİOKSİDANLAR ANTİOKSİDANLAR
ARTRİT ARTRİT
ASTİM ASTİM
AŞIRI TERLEME AŞIRI TERLEME
AYAK BAKIMI AYAK BAKIMI
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
BAL VE ARI ÜRÜNLERİ BAL VE ARI ÜRÜNLERİ
BALLI KARIŞIMLAR BALLI KARIŞIMLAR
BANYO ÜRÜNLERİ BANYO ÜRÜNLERİ
BASUR (HEMOROİT) BASUR (HEMOROİT)
BAŞ DÖNMESİ BAŞ DÖNMESİ
BEBEK VE ÇOCUK BEBEK VE ÇOCUK
BEHCET BEHCET
BEL FITIGI BEL FITIGI
BEL SOĞUKLUĞU BEL SOĞUKLUĞU
BEYİN HASTALIKLARI BEYİN HASTALIKLARI
BİTKİSEL ÇAYLAR BİTKİSEL ÇAYLAR
BİTKİSEL SULAR BİTKİSEL SULAR
BİTKİSEL YAĞLAR BİTKİSEL YAĞLAR
BOY UZATMA BOY UZATMA
BOYUN FITIĞI BOYUN FITIĞI
BÖBREK HASTALIKLARI BÖBREK HASTALIKLARI
BÖBREK TAŞI BÖBREK TAŞI
BÖBREK YETMEZLİĞİ BÖBREK YETMEZLİĞİ
BRONŞİT SOLUNUM BRONŞİT SOLUNUM
CİLT ÜRÜNLERİ CİLT ÜRÜNLERİ
CİNSEL SOĞUKLUK CİNSEL SOĞUKLUK
DAMAR TIKANIKLIĞI DAMAR TIKANIKLIĞI
DERİ HASTALIKLARI DERİ HASTALIKLARI
DİŞ VE AĞIZ BAKIMI DİŞ VE AĞIZ BAKIMI
EGZAMA EGZAMA
ERKEN BOŞALMA ERKEN BOŞALMA
FELÇ FELÇ
FİBROMİYALJİ FİBROMİYALJİ
GÖĞÜS BÜYÜTÜCÜ GÖĞÜS BÜYÜTÜCÜ
GÖZ SORUNLARI GÖZ SORUNLARI
GRİP GRİP
GUATR GUATR
GUT HASTALIĞI GUT HASTALIĞI
GÜL HASTALIĞI GÜL HASTALIĞI
HEPATİT B_C HEPATİT B_C
HİPERTROİT HİPERTROİT
HORMONAL BOZUKLUK HORMONAL BOZUKLUK
İŞTAH AÇICI İŞTAH AÇICI
İYİLEŞMEYEN YARALAR İYİLEŞMEYEN YARALAR
K.B.B.  HASTALIKLARI K.B.B. HASTALIKLARI
KADIN HASTALIKLARI KADIN HASTALIKLARI
KALP-DAMAR HAS. KALP-DAMAR HAS.
KANSER KANSER
KARACİĞER HAS. KARACİĞER HAS.
KAS & KEMİK EKLEM HAS. KAS & KEMİK EKLEM HAS.
KAS GEVŞETİCİ KAS GEVŞETİCİ
KAŞINTI KAŞINTI
KEMİK ERİMESİ KEMİK ERİMESİ
KIL DÖNMESİ KIL DÖNMESİ
KISIRLIK KISIRLIK
KİLO ALDIRICI KİLO ALDIRICI
KİREÇLENME KİREÇLENME
KOLESTEROL KOLESTEROL
KREMLER KREMLER
KRONİK YORGUNLUK KRONİK YORGUNLUK
KULAK ÇINLAMASI KULAK ÇINLAMASI
KURT DÖKÜCÜ KURT DÖKÜCÜ
LİKEN PLANUS LİKEN PLANUS
MACUNLAR MACUNLAR
MANTAR MANTAR
MENİSKÜS MENİSKÜS
MİDE & BAĞIRSAK HAS. MİDE & BAĞIRSAK HAS.
MİGREN MİGREN
ORUÇ VE SAĞLIK ORUÇ VE SAĞLIK
ÖDEM HASTALIĞI ÖDEM HASTALIĞI
ÖZEL SETLERİMİZ ÖZEL SETLERİMİZ
ÖZEL ÜRÜNLER ÖZEL ÜRÜNLER
PAKET BİTKİLER PAKET BİTKİLER
PROSTAT PROSTAT
PSİKOLOJİK RAH. PSİKOLOJİK RAH.
ROMATİZMA HAS. ROMATİZMA HAS.
SAÇ BAKIMI SAÇ BAKIMI
SAFRA KESESİ SAFRA KESESİ
SARA HASTALIĞI SARA HASTALIĞI
SEDEF SEDEF
SİGARA BIRAKMA SİGARA BIRAKMA
SİNÜZİT SİNÜZİT
SİSTİT SİSTİT
SİYATİK SİYATİK
SPERM ARTTİRICI SPERM ARTTİRICI
SPORCU DESTEK SPORCU DESTEK
STRES & DEPRESYON STRES & DEPRESYON
SÜT ARTTIRICI SÜT ARTTIRICI
ŞEKER HASTALIĞI ŞEKER HASTALIĞI
TÜY DÖKÜCÜ TÜY DÖKÜCÜ
UÇUK UÇUK
UNUTKANLIK UNUTKANLIK
UYKU SORUNLARI UYKU SORUNLARI
VARIKOSEL VARIKOSEL
VARİS HASTALIĞI VARİS HASTALIĞI
VİTAMİNLER VİTAMİNLER
VİTİLİGO VİTİLİGO
YANIK YANIK
YAŞLILIK YAŞLILIK
YORGUNLUK GİDERİCİ YORGUNLUK GİDERİCİ
YÜKSEK TANSİYON YÜKSEK TANSİYON
ZAYIFLAMA ÜRÜNLERİ ZAYIFLAMA ÜRÜNLERİ
ZİHİN AÇICI ZİHİN AÇICI
ZONA ZONA



Renklerle Tedavi Genel

Renkler konusunda hepimizin en azından bir fikri veya söyleyecek bir sözü bulunur. İnsanların sevdikleri renkler vardır ve herkes renklerden sanıldığından daha çok etkilenir. Ancak pek az kişi bu konudan, yani renklerin psikolojik ve fiziksel etkileri konusundan haberdardır. Renkler hayatımızın bütün öğeleriyle çok güçlü köprüler kurmuşlardır ve hatta giderek kullandığımız dilin bile vazgeçilmez bir parçası haline gelmişlerdir. Nitekim fiziksel, duygusal ve ruhsal durumlarımızı tarif ederken, sık sık renklere başvururuz. Örneğin insanların birbirleriyle yaptıkları konuşmaları dikkatlice dinleyecek olursanız, renkleri sıradan bir kelime gibi rahatlıkla nasıl kullandıklarını hemen farkedebilirsiniz. İşte size günlük konuşmalarımızda sıkça başvurduğumuz deyimlerden birkaçı:

"Öfkeden kıpkırmızı kesilmek"
"Üzerine kara bulutların çökmesi"
"Karalar giymek"
"Mosmor olmak"
"Ak akçe kara gün içindir"
"Dünyayı tozpembe görmek"

İnsanların renkler konusunda ortak bir fikirleri yoktur, yani herkesin, her renge karşı
yaklaşımı bir diğerinden farklı olacaktır. Sizin için özel bir anlam taşıyan veya diğer renklerden daha çekici gelen birkaç "kişiye özgü" yada "gözde" renginiz muhakkak vardır. Örneğin en sevdiğiniz renk yeşil, mavi, siyah veya kahverengi olabilir.Beğendiğiniz ve beğenmediğiniz renklerin bulunması çok doğaldır. Ancak böyle bir seçimin sebebi sizce ne olabilir? Rengin gerçekte ne olduğunu ve bizi her açıdan, ne kadar etkilediğini hiç düşündünüz mü? Ve eğer renkler fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal dünyamızı derinden etkileyebilirle gücüne sahiplerse, onları hayatımıza mutluluk getirmek için kullanabilir miyiz? Herkes tarafından merak edilen bu soruların cevaplarını, kitabınızın ilerideki bölümlerinde bulacaksınız. Merak ettiğiniz bu cevapların yanısıra, renklere değişik bir açıdan yaklaşmayı öğrendiğinizde, onlardan sağlığınızı düzeltmek ve mutluluğunuzu arttırmak için yararlanmanız da mümkün olacak.

Renklerin gizemli dünyası hakkında merak ettiğiniz sorulara kesin bir cevap verebilmek için, herşeyden önce ışık kavramını incelememiz gerekir. Işık en basit tanımıyla, şekli ve rengi oluşturan bir tür elektromanyetik enerjidir. Güneş tarafından çeşitli dalga boylarında üretilen bu enerji, nesnelerden yansıyıp gözümüz tarafından algılandığında ışığı görmüş oluruz. Aslında çevremizde bulunan ve görebildiğimiz her şey, ışığın yansımasıdır. Düşük frekanstaki ışıklar kırmızı, yüksek frekanstaki ışık dalgaları ise, mor renk olarak tanımlanırlar.Işık bir cisme çarpıp da, yansıma yapana kadar, hiç göze görünmez.Işık ışınlarının birbirleriyle karışması, emilmesi ve yansımasının değişik hız ve yoğunluklarda olması, her nesnenin molekül yapısına ve içindeki boya maddelerine bağlıdır.

Örneğin koyu renkte görünen nesneler, parlak nesnelere oranla daha çok ışık emerler ve böylece göze daha az ışık yansıtırlar. Bu emilme "daha koyu ve doymuş renk" yanılsamasını yaratır. Açık renkli nesneler ise, daha çok ışık yansıtarak parlaklık ve yoğunluk yanılsamasına yol açarlar. İşte emme işlemindeki bu yansıma oranları, koyu ve parlak nesneler arasındaki farkı oluşturur. Parlak olarak algıladığımız objeler çok ışık yansıtırlar.Işığı oluşturan dalgaboylarının hızları, bir ortamdan ötekine geçerken değişiklikler gösterirler. Örneğin ışık, suyun içinde havadakine oranla daha yavaş hareket eder. Yarıya kadar suya batırılmış bir kalem, gözünüz tarafından kırık gibi algılanır, suyun içindeki bir parmak veya elde olduğundan daha büyük gözükür. Bunu sebebi, ışık dalgalarının havadan suya girmesiyle yavaşlayıp, bükülmeye maruz kalmalarıdır. Renk, ışığın ayrılmaz bir parçasıdır. Işık, değişik dalgaboylarına dönüştüğünde (emildiğinde veya kırıldığında) çeşitli renkler ortaya çıkar. Bu, tıpkı bir prizmayı güneş ışığına doğru tutmaya benzer. Güneş ışığı prizmaya bir yüzeyden girdiğinde, karşı yüzeyde bir gökkuşağı oluşur.
 


Işık suyun içinde, normal hızına oranla daha düşük bir hızda yol alır. Bu sebeple suyun içinde ışığı yansıtan nesneler, şekil değişikliğine uğramış gibi görünür. Ancak gökkuşağını oluşturan yedi renk, bütün renk spektrumunun (tayfının) sadece çok küçük bir bölümüdür. Gerçekte her rengin bir çok tonu ve çeşidi vardır.Her rengin kendine has bir emme ve yansıtma özelliği bulunur. Nesneler ise, gün ışığını oluşturan renkleri, kendi özelliklerine bağlı kalarak emer ve yansıtırlar.Güneş ışığı prizmaya girdikten sonra, gökkuşağının yedi rengine ayrışarak çevreye yayılır.Güneş ışığını oluşturan yedi rengin altısı, kumaş tarafından tutulur. Emilmeyen sarı ise, yansıyarak insan gözü tarafından algılanır.


Nitekim, sarı bir elbise, bütün ışığı emer ve sadece sarı rengi ayırıp, yansıtır. Böylece biz o elbiseyi sarı olarak görürüz.Tüm bunların tedavi olayı ile ne gibi bir ilgisi olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak renklerle tedavinin temelini tüm bu bilgiler oluşturur. Çünkü değişik frekanslardaki ışıklar (renkler) vücudun çeşitli bölgelerindeki enerjilerle bir iletişim halindedirler. Mesela, bazırenkler beynimizin sahip olduğu yüksek frekansları daha rahat etkileyebilirler. Çünkü söz konusu renkler, daha yüksek bir dalga frekansına sahiptirler. Bazı renkler ise, düşük frekanslıdır; dolayısıyla onların etkileşim içinde bulundukları vücut bölgeleri düşük enerji değerlerinde faaliyet gösterirler.Renklerle vücudun, birbirleriyle enerji alışverişinde bulunmalarını daha rahat kavrayabilmek için, vücudumuzu bir enerji sistemi olarak ele almamız gerekir. Çevremizdeki her şey çeşitli titreşimlerden oluşmuştur. Söz konusu titreşimler evrende her maddede bulunan moleküllerdeki atomları meydana getiren, elektron ve protonların hareketleri sonucunda ortaya çıkarlar. Titreşim, doğayı oluşturan kısaca varolan her öğede mevcuttur. Hayat belirtisi gösteren varlıkların sahip oldukları titreşimler, cansız nesnelerinkine oranla daha aktif, enerjik ve değişkendirler. Kısaca titreşimler; insanları, hayvanları, atmosferi ve nesneleri oluşturan yani evreni bir arada tutan bir oluşumdur.

İnsan bedeni, bir çok değişik enerji alanına bölünmüştür. Bedenimizi çepeçevre saran bu enerji alanları, vücudumuz ve onun hayatî fonksiyonlarıyla sıkı sıkıya bağlıdır. Vücudunuzu bulut gibi saran bu enerjik alanı, ışık (renk), elektrik, ısı, ses, manyetik ve elektromanyetik etkiler ile sürekli bir etkileşim içinde bulunur ve bunları bilimsel olarak ölçmek de mümkündür.Modern metafizik faaliyetleriyle uğraşanların görevlerinden biri de, şifa çalışmaları sırasında söz konusu enerjilerden hangisinin, ne yoğunlukta ve hangi kombinasyonda daha faydalı olacağını bulmaktır.

Bedenimiz içindeki tüm organlar, dokular ve sistemler benzer titreşimlere sahip atomlardan oluşmuştur. Ve eğer vücudumuz rahatsız edici bir maddeyle karşılaşırsa (örneğin bozuk gıda), normal titreşim kalıbında bir takım aksamalar meydana gelir. Bu da kendisini sindirim sistemindeki bir rahatsızlık olarak belli eder. Bu gibi durumlarda, vücut esas titreşim tarzına dönmek için bir yardıma ihtiyaç duyar. Sorunlu bölgede geçici dengeyi sağlamak için vücudumuzun rahatsızlanan bölgelerine "titreşim ilaçları" göndermek gerekir.

Bu "titreşim ilâçları" vücudun enerji sistemiyle karşılıklı bir etkileşime girer. Böylece bedenin fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal açıdan tam bir ahenge ve sağlığa kavuşması sağlanır. Doğru enerji çeşidini, doğru oranda ayarlayıpkullanmanız halinde, hastalığı yok etmemek mümkün değildir. Rahatsızlığınızıortadan kaldırınca, vücudunuzdaki toksinlerden (mikropların ürettiği zehirlerden) ve hayat faaliyetlerinizi kısıtlayan olumsuzluklardan kurtulmanız çok daha kolay olacaktır. Birtakım enerjilerin bedeninize girmesine izin vermekle, sahip olduğunuz enerji akışını hızlandırmış olursunuz. Vücut için gerekli olan "enerji ilaçlarının en etkili olanları; sesler, aromalar (koku ve tad birlikteliği), çiçekler ve değerli taş esansları, kristaller, taşlar, düşünceler ve tabii ki RENKLER'dir!
 


Renk Terapisinde Havanın ve Suyun Kullanılması

Hayatın en temel öğeleri hiç kuşkusuz su ve havadır. İkisinden birinin eksik olması halinde hayatta kalabilmemiz mümkün değildir. İnsanların çoğu vücutlarına ne suyun, ne de temiz havanın yeterince girmesine izin vermezler. Ancak unutmamak gerekir ki, bedendeki enerji düzeyinin her açıdan yükselmesi, bu iki elemanın yeteri kadar kullanılmasına bağlıdır. Bunların dışında, suyun ve havanın, renk terapisi seanslarında yardımcı etken olarak kullanılması da mümkündür.

Temiz havanın yanında düzenli biçimde nefes alıpvermek de sağlık ve canlılık için oldukça önemlidir. Nefes alıpvermenin en sağlıklı biçimi, her şart altında burun deliklerinin kullanılmasıdır.Ama insanların çoğu tam aksine, soluma işlemini ağız yoluyla gerçekleştirirler. Oysa ağızdan nefes alıpvermek, bireyi hastalıklara karşı daha dayanıksız bir hale getirir. Çünkü bu yolla kişinin o enerji sistemi güçsüzleşir ve tüm bünye buna bağlı olarak hastalıklara karşı mücadelede zayıf düşer. İnsanın ağzıyla ciğerleri arasında havayı süzecek hiç bir engel yoktur. Bu da toz parçalarının ve yabancı maddelerin ciğerlere kolaylıkla ulaşmasına yol açar. Ayrıca ağızdan nefes alırken solunan hava, ısıtılmadan ciğerlere ulaştığıiçin, soluma sistemindeki organları ağır hastalıklarla yüzyüze bırakır.Burun deliklerinden nefes almak daha sağlıklıdır. Genizdeki soluk yolları, sümüklü zarın da yardımıyla havayı süzer ve ısıtır. İnsana güç aşılayan ideal nefeste, soluk burundan alınır; bu sırada dil, üst ön dişlerin hemen gerisinde damağa dayanır ve ağızdan verilir.

Bu, iki belli başlı enerji yolunu harekete geçirir ve bedende bir enerji yörüngesi yaratır.Burundan nefes alıpvermek daha sağlıklı ve enerji sistemimiz için daha faydalıdır. Çünkü herşeyden önce solunan hava, burun boşluklarındaki tüyler yardımıyla zararlı zerreciklerden arındırılır ve yine bu hava, mukoza tarafından ısıtılarak ciğerlere ulaşır. Böylece solunum sisteminin hassas uzuvları, her türlü tehlikeden mümkün olduğunca uzak tutulmuş olur.Doğru biçimde nefes alıpvermek, havanın enerjiye dönüşmesine yardımcı olur. Dikkatli bir solumayla, vücuda giren hava, istediğiniz bölgenize enerji titreşimleri olarak aktarılabilir.

En etkili nefes alma egzersizi, sabahın erken saatlerinde temiz havayla yapılandır. Bu işlem için evinizin dışında, rahat bir konumda ve oturur durumda olmalısınız. Egzersizin ilk hareketi olarak, dilinizin ucunu üst sıradaki dişlerinizin hemen ardındaki damak bölgesine değdirin. Ardından nefes alın. İçinize çektiğiniz havayı, beş saniye bekledikten sonra, tekrar beş saniye süresince dışarı verin.Egzersiz boyunca gözlerinizi kapalı tutarak, içinize dolan havanın sizi ve tüm vücut sistemlerinizi nasıl canlandırdığını tasarlayın. Unutmamanız gereken bir başka nokta ise, soluduğunuz havanın renklerden ve ışıklardan oluştuğudur. Böylece bedeniniz ışığın ve rengin hayat veren enerjisiyle dolmuş sayılır. Bu egzersizi her sabah 1015 dakika süre ile uygulayın. Çok kısa bir zaman sonra ne kadar enerjik ve sağlıklı bir hale geldiğinizi hayretle göreceksiniz. Ayrıca yıpratıcı dış etkenlere karşı daha dayanıklı olacak ve bütün dengelerinizi alt üst eden stresten de kurtulacaksınız.

Ritmik olarak nefes alıpverirken, diyaframınızı kullanmaya da özen göstermelisiniz. Bunu yapmak için ellerinizi göbeğinizin üstüne yerleştirin ve derin bir nefes alın. Ellerinizin dışa doğru hareket edip, etmediğini kontrol edin, sonra da içinizdeki havayı yavaşça dışarı verin.Bu kez de ellerinizin içeriye doğru hareket etmesine dikkat edin. Her iki durumda da vereceğiniz cevap "evet" ise, diyaframınızı kullanarak doğru nefes alıyorsunuz demektir. Bir çok insan nefes alırken sadece göğsün üst bölgesini kullanır ve bu karın hareketleri tam tersine olarak gerçekleşir. Böyle hatalı bir solunumda vücuda alınan havanın yararlı olarak kullanılması mümkün değildir. Nefes almada başka bir yöntem ise, vücudun ön ve arka yüzü boyunca dikey bir yörünge yaratılarak yapılan solumadır. Bu yörünge, bedenin ön yüzü boyunca aşağıya inip, arka yüzü boyunca da yukarıya çıkmaktadır. Taoist düşünce sisteminde, bu yörünge ile mikrokozmik yörünge arasında bir benzerlik olduğu düşünülür. Bedenimizi çepeçevre saran sayısız sinirler vardır. Ancak bunların iki tanesi, diğerlerinden daha büyük bir öneme sahiptir.

Bu iki sinir, tüm sağlığımızı ve chakralarımızın düzenli çalışmasını doğrudan etkiler. Bunlardan ilkinin adı yönetici meridyendir. Bu sinir hattı perine (apış arası) noktasından başlar. Yer aldığı esas bölge ise, anüs ile cinsel organ arasındaki boşluktur. Yönetici meridyen bu bölgeden omurga boyunca yukarıya çıkar, beyinden geçer ve biraz aşağıya inerek ağız damağının olduğu yerde son bulur. İkinci sinirin ismi ise Kavrama meridyenidir. Onun da başlangıç noktası perine (apış arasıdır. Yönetici (ya da hâkim) meridyen bedenin ön kısmı boyunca yukarıya çıkar ve dilin ucunda son bulur.
 

Soluk Alma Soluk Verme

Diyafram Genişler Diyafram Daralır

Belirli bir rakama kadar sayarak, içinize çektiğiniz havayı, aynı sayma süresince içinizde tutun. Sonra yine o kadar sayın ve sonra dışarı verin.Her soluk alıpverişinizde diyaframın hareketlerini hissetmelisiniz.

Sinir hatlarının bu şekilde birbirlerine çok yakın noktalarda son bulmaları nedeniyle, diliniz bir köprü görevi üstlenir. Yani dilinizin ucunu, üst sıradaki dişlerinizin hemen ardındaki damak bölgesine değdirdiğinizde, iki sinir hattını birleştirmiş olursunuz. Böylece, nefes aldığınız zaman içinize dolan hava, enerjiye dönüşür ve birleşmiş olan bu iki sinir hattı boyunca tüm vücudu dolaşır. Bu dolaşımın sağlıklı biçimde gerçekleşmesi, iyi bir konsantrasyona ve dilin doğru konumda olması bağlıdır. Vücut çevresinde ortaya çıkan bu yörünge, omurga boyunca yukarıya gider ve tekrar ön taraftan aşağıya iner. Yörünge hizasında hareket eden enerjiler, hayati organları canlandırır ve tüm sinir sistemini
dengelerler. Kısaca nefes, renk ve mikrokozmik yörünge üçlüsünün ortak çalışması sonucunda, vücudumuzun bütün bölgelerine enerji pompalanması kolaylaşır. Zaten siz de bu yöntemi uygulamak için ilk adımı attığınızda, vücudunuzdaki enerji akışının hızlandığını hissedecek ve bunun chakralarınızı canlandırdığını göreceksiniz:
 
1 Yapmanız gereken ilk şey, ritmik olarak nefes alıpvermektir.
2 Nefes alırken, bedeninizde toplanan enerjinin omurga boyunca yukarıya çıktığını ve verirken de ön yüzünden aşağıya indiğini hissetmeye çalışın. Zaten tüm enerjiler bir bakıma düşüncenin ürünü olduğu için, böyle davrandığınızda bedeninizdeki enerji akışı sizin istediğiniz biçimde olacaktır. Ancak bunun gerçekleşmesini sağlamak amacıyla kendinizi asla zorlamayın. Bir süre sonra vücudunuzdaki enerji dolaşımının kendiliğinden bu tarzda oluştuğunu farkedeceksiniz.
3 Bedeninizin çevresinde yol alan enerjilerin en dip noktaya geldiğini hissettiğiniz an, bunların birdenbire kırmızı renge dönüştüğünü tasavvur edin. Böylece vücudunuzun çevresinde bir süre için, kırmızı renk enerjisinin dönmesini sağlamış olursunuz. Bu enerjinin bedeniniz çevresinde yapacağı birkaç dönüşten sonra, onu temel chakranızın yer aldığı bölgeye doğru yönlendirin. Çünkü temel chakranız, dış dünyayla enerji alışverişinin gerçekleştiği ve sürekli olarak saat yönünde dönen bir dinamo gibidir.
4 Şimdi bir kez daha gövdenizin çevresinde yer alan enerji devresi üzerine konsantre olun. Az önce kırmızı renk olarak düşündüğünüz yörüngeyi, bu sefer turuncu rengine büründürün. Turuncu renk enerjisinin bu enerji patikasmdaki kısa seyahatinden sonra, toplayıcı olarak alt chakra yerine dalak chakrasını kullanın. Bu işlemi tüm chakralarınız için tekrarlayın. Ancak her chakranın değişik bir renk taşıdığını da unutmayın ve sırası gelince chakranın rengini hayal edin.
5 Tüm chakralarınız için tekrar ettiğiniz "enerji akışı" işlemini, son olarak saf enerji kullanarak uygulayın. Saf enerji sayesinde kişi, vücuttaki enerji dağılımını kontrol altında tutar ve bu sayede canlandığını hissedebilir. Böylece kişinin bedeni, zihni ve ruhu saf enerjiyle yıkanarak yeniden hayat bulur.


Renk Soluması Yapmanın Diğer Yolları

Renk solumasını gerçekleştirmenin da basit yolları da vardır. Örneğin bu işlemi dışarıda veya bir cam kenarında yapmak, oldukça etkili sonuçlar verebilir. Bu gibi bir durumda vücudumuza giren hava, hemen enerjiye dönüşür. Söz konusu enerjinin frekansı ve gücü ise, düşüncelerimiz yoluyla şekillenir. Farklı renk enerjilerinin soluma yoluyla vücuda alınması, doğal olarak değişik rahatsızlıklarla mücadele edilmesini kolaylaştırır. Ama burada önemli olan, vücuda asıl gerekli olan renk enerjisinin alınmasıdır. Bunu yapmanın çeşitli yolları, kitabımızın geçmiş bölümlerinde ayrıntılı olarak ele alındı. Renk solumasına başlamadan önce, bu bölümleri tekrar incelemeniz faydalı olur.
Renk soluması için sessiz bir ortam seçin. Denemenin etkili olabilmesi için, rahat bir biçimde oturmanız uygun olur. Ancak bu arada omurganızın dimdik durmasına özen gösterin.
İlk adım olarak, dilinizin ucunu üst sıradaki dişlerinizin hemen ardındaki damak bölgesine yerleştirin. Sonra yaklaşık beşe kadar sayarak burnunuzdan derin bir nefes alın. Bu nefesi, oniki sayıncaya kadar içinizde tutun. Sonra yavaşça ağzınızdan dışarı verirken beşe kadar sayın. Bunu yavaş bir ritim çerçevesinde defalarca tekrarlayın.
Birkaç kez bu şekilde nefes aldıktan sonra, içinize çektiğiniz havanın belirli bir renge sahip olduğunu tasarlayın. Söz konusu "renkli havanın" hastalığınızla mücadele ettiğine tüm ruhunuz ve aklınızla inanmaya çalışın. Eğer bu ruh halini tam anlamıyla yakalayamıyorsanız, renkli hava solumaktan vazgeçip, saf billur beyaz ışık da soluyabilirsiniz. Sistemlerinizi dengeye kavuşturmak için, gökkuşağındaki yedi rengin tümünü de solumanız mümkündür.
Herhangi bir renk enerjisini üçbeş dakika boyunca içinize çekmek, çok faydalı sonuçlar doğurabilir. Çünkü her rengin, kendine özgü bir özelliği ve tedavi gücü vardır


Kırmızı

Canlandırıcı ve insanı ısıtıcı bir renktir. Soğuk algınlıklarına ve sinüslere karşı oldukça etkilidir. Ayrıca mukoza salgılarının kurutulması için de, kırmızıyı kullanmak mümkündür.


Pembe

Cilt rahatsızlıkları, şişkinlikler ve yalnızlık duygusunun giderilmesi için pembe, uygun bir renktir.


Turuncu

Duyguların dengelenmesine ve yaratıcılığın artmasına yol açar. Solunum sistemindeki rahatsızlıklara karşı yapılan bir mücadelede, bu rengi kullanmak mümkündür. Turuncu ve pembe karışımı renkler, kasların gelişmelerini ve sağlıklı çalışmalarını sağlar.


Sarı

Kişideki öğrenme yateneğini geliştiren ve hızlandıran bir renktir. Ayrıca sindirim sistemindeki zorlanmaları ortadan kaldıran bir güce de sahiptir. Zihinsel rahatsızlıkların tedavisinde yine sarı rengi kullanmak, etkili olabilmektedir.
Yeşil
Aşırı sinirsel durumlarda, yeşilin yatıştırıcı etkileri görülür. Açık yeşil (tirşe) görmeyi keskinleştirir ve kötü alışkanlıkların ortadan kaldırılmasında, önemli bir rol oynar.


Mavi

Sakinleştirici ve sanatsal duyguları ön plana çıkarıcı bir etkisi vardır. Ayrıca solunum sorunlarının tedavisi bu renkle sağlanır. Çocuklar üzerinde şifa verici etkiler yapar.


Lâcivert

Ameliyat sonrasındaki tedavi süresini kısaltır ve biraz yeşille birlikte kullanıldığı takdirde, kemik sağlığında önemli bir rol oynar.


Turkuaz (Türk Mavisi)

Solunum sistemindeki rahatsızlıkların giderilmesinde kullanılır. Ayrıca artrit hastalığının tedavisini ve biraz pembeyle birlikte kullanıldığı zaman da, beslenme sorunlarının halledilmesini sağlar.


Mor

Kemik sorunları için yararlıdır. Arındırıcıdır. Zehirlerin atılmasına yardımcı olur ve manevî uyumu arttırır.


Eflâtun

Vücudun zehirli atıklardan arınmasını kolaylaştıran bir renktir. Ayrıca psikolojik takıntıların ve olumsuz düşüncelerin ortadan kaldırılmasını sağlar. Mor renk en büyük etkiyi, beyaz renkle birleştirildiğinde gösterir.Solumayı kontrol altında tutarak renk enerjilerini harekete geçirme teknikleri, kendi üzerinizde olduğu kadar, başkaları üzerinde de rahatlıkla uygulanabilir. Bu tekniği kullanarak kendi nefesinizle, başkalarının sağlığı üzerinde etkili olabilirsiniz.Karşınızdaki kişinin rahatsızlığına en uygun olan rengi belirledikten sonra, onun rahat ve sessiz bir ortamda sırtüstü uzanmasını sağlayın. Daha sonra, rahatsızlığın kaynağı olan bölge üzerine uygun renkteki bir kumaş parçası yerleştirin. Bu esnada kendi enerji akışınızı hızlandırmak amacıyla, ritmik soluma işlemini uygulayın. Bir süre sonra, karşınızdaki kişinin ihtiyaç duyduğu renk enerjisinin titreşimleriyle doluptaştığınızı hissedeceksiniz.

Titreşimlerin en yoğun olduğu anda, hastanın üzerine yerleştirdiğiniz renkli kumaş parçasına doğru eğilerek, nefesinizi ona doğru üfleyin. Sizin renk enerjisiyle doluptaşmış olan bu nefesiniz, karşıdaki kişinin vücuduna girecek ve onun ihtiyaç duyduğu dengeyi sağlayacaktır. Nefesinizin sıcaklığı, renk enerjisi titreşimlerini harekete geçiren bir katalizör işlevi görür. Sözü edilen bu terapi seansını, birkaç dakika boyunca aralıksız olarak sürdürün.Bu yöntem, ağrıların azaltılmasında veya tamamen yok edilmesinde oldukça etkilidir. Örneğin baş ağrıları, kramplar veya stres (zorlanma) gibi rahatsızlıkları bu yolla rahatça tedavi etmek mümkündür. Renk enerjisiyle dolu olan nefesinizi rahatsız bölge üzerine olduğu kadar direkt olarak, chakraya doğru da üfleyebilirsiniz.


Suyla Yapılan Renk Terapisi

İnsan hayatının devam edebilmesi için gerekli en temel öğelerden biri de sudur. Birçok insan günlük ihtiyaçlarından daha az miktarda su içerler. Ancak geceleri yatarken ve sabahları kalkınca bir kaç bardak su içmek, bedensel sistemlerin zehirli maddelerden arınması için çok gereklidir.İçtiğimiz suları tedavi amaçlı olarak kullanabilmemiz için, bir takım renk frekanslarıyla şarj etmemiz de mümkündür. Suya enerji yüklemenin birçok yolu vardır: Bunlardan birincisi; su dolu bir bardağı bir elinizle sabit olarak havada tutmayla başlar. Bu esnada diğer elinizi, bardak ağzının üzerine 56 cm kadar yaklaştırın. Ardından belirli bir renk üzerinde konsantre olarak, ritmik soluma işlemine başlayın. Böylece içinize dolan renk enerHayatın en temel öğeleri hiç kuşkusuz su ve havadır. İkisinden birinin eksik olması halinde hayatta kalabilmemiz mümkün değildir. İnsanların çoğu vücutlarına ne suyun, ne de temiz havanın yeterince girmesine izin vermezler. Ancak unutmamak gerekir ki, bedendeki enerji düzeyinin her açıdan yükselmesi, bu iki elemanın yeteri kadar kullanılmasına bağlıdır. Bunların dışında, suyun ve havanın, renk terapisi seanslarında yardımcı etken olarak kullanılması da mümkündür.

Temiz havanın yanında düzenli biçimde nefes alıpvermek de sağlık ve canlılık için oldukça önemlidir. Nefes alıpvermenin en sağlıklı biçimi, her şart altında burun deliklerinin kullanılmasıdır.Ama insanların çoğu tam aksine, soluma işlemini ağız yoluyla gerçekleştirirler. Oysa ağızdan nefes alıpvermek, bireyi hastalıklara karşı daha dayanıksız bir hale getirir. Çünkü bu yolla kişinin o enerji sistemi güçsüzleşir ve tüm bünye buna bağlı olarak hastalıklara karşı mücadelede zayıf düşer. İnsanın ağzıyla ciğerleri arasında havayı süzecek hiç bir engel yoktur. Bu da toz parçalarının ve yabancı maddelerin ciğerlere kolaylıkla ulaşmasına yol açar. Ayrıca ağızdan nefes alırken solunan hava, ısıtılmadan ciğerlere ulaştığı için, soluma sistemindeki organları ağır hastalıklarla yüzyüze bırakır.
 
Burun deliklerinden nefes almak daha sağlıklıdır. Genizdeki soluk yolları, sümüklü zarın da yardımıyla havayı süzer ve ısıtır. İnsana güç aşılayan ideal nefeste, soluk burundan alınır; bu sırada dil, üst ön dişlerin hemen gerisinde damağa dayanır ve ağızdan verilir.Bu, iki belli başlı enerji yolunu harekete geçirir ve bedende bir enerji yörüngesi yaratır.Burundan nefes alıpvermek daha sağlıklı ve enerji sistemimiz için daha faydalıdır. Çünkü herşeyden önce solunan hava, burun boşluklarındaki tüyler yardımıyla zararlı zerreciklerden arındırılır ve yine bu hava, mukoza tarafından ısıtılarak ciğerlere ulaşır. Böylece solunum sisteminin hassas uzuvları, her türlü tehlikeden mümkün olduğunca uzak tutulmuş olur.
Doğru biçimde nefes alıpvermek, havanın enerjiye dönüşmesine yardımcı olur. Dikkatli bir solumayla, vücuda giren hava, istediğiniz bölgenize enerji titreşimleri olarak aktarılabilir.

En etkili nefes alma egzersizi, sabahın erken saatlerinde temiz havayla yapılandır. Bu işlem için evinizin dışında, rahat bir konumda ve oturur durumda olmalısınız. Egzersizin ilk hareketi olarak, dilinizin ucunu üst sıradaki dişlerinizin hemen ardındaki damak bölgesine değdirin. Ardından nefes alın. İçinize çektiğiniz havayı, beş saniye bekledikten sonra, tekrar beş saniye süresince dışarı verin.Egzersiz boyunca gözlerinizi kapalı tutarak, içinize dolan havanın sizi ve tüm vücut sistemlerinizi nasıl canlandırdığını tasarlayın. Unutmamanız gereken bir başka nokta ise, soluduğunuz havanın renklerden ve ışıklardan oluştuğudur. Böylece bedeniniz ışığın ve rengin hayat veren enerjisiyle dolmuş sayılır. Bu egzersizi her sabah 1015 dakika süre ile uygulayın. Çok kısa bir zaman sonra ne kadar enerjik ve sağlıklı bir hale geldiğinizi hayretle göreceksiniz. Ayrıca yıpratıcı dış etkenlere karşı daha dayanıklı olacak ve bütün dengelerinizi alt üst eden stresten de kurtulacaksınız.

Ritmik olarak nefes alıpverirken, diyaframınızı kullanmaya da özen göstermelisiniz. Bunu yapmak için ellerinizi göbeğinizin üstüne yerleştirin ve derin bir nefes alın. Ellerinizin dışa doğru hareket edip, etmediğini kontrol edin, sonra da içinizdeki havayı yavaşça dışarı verin.Bu kez de ellerinizin içeriye doğru hareket etmesine dikkat edin. Her iki durumda da vereceğiniz cevap "evet" ise, diyaframınızı kullanarak doğru nefes alıyorsunuz demektir. Bir çok insan nefes alırken sadece göğsün üst bölgesini kullanır ve bu karın hareketleri tam tersine olarak gerçekleşir. Böyle hatalı bir solunumda vücuda alınan havanın yararlı olarak kullanılması mümkün değildir. Nefes almada başka bir yöntem ise, vücudun ön ve arka yüzü boyunca dikey bir yörünge yaratılarak yapılan solumadır. Bu yörünge, bedenin ön yüzü boyunca aşağıya inip, arka yüzü boyunca da yukarıya çıkmaktadır. Taoist düşünce sisteminde, bu yörünge ile mikrokozmik yörünge arasında bir benzerlik olduğu düşünülür. Bedenimizi çepeçevre saran sayısız sinirler vardır. Ancak bunların iki tanesi, diğerlerinden daha büyük bir öneme sahiptir.

Bu iki sinir, tüm sağlığımızı ve chakralarımızın düzenli çalışmasını doğrudan etkiler. Bunlardan ilkinin adı yönetici meridyendir. Bu sinir hattı perine (apış arası) noktasından başlar. Yer aldığı esas bölge ise, anüs ile cinsel organ arasındaki boşluktur. Yönetici meridyen bu bölgeden omurga boyunca yukarıya çıkar, beyinden geçer ve biraz aşağıya inerek ağız damağının olduğu yerde son bulur. İkinci sinirin ismi ise Kavrama meridyenidir. Onun da başlangıç noktası perine (apış arasıdır. Yönetici (ya da hâkim) meridyen bedenin ön kısmı boyunca yukarıya çıkar ve dilin ucunda son bulur.
 

Soluk Alma Soluk Verme Diyafram Genişler Diyafram Daralır

Belirli bir rakama kadar sayarak, içinize çektiğiniz havayı, aynı sayma süresince içinizde tutun. Sonra yine o kadar sayın ve sonra dışarı verin.
 
Her soluk alıpverişinizde diyaframın hareketlerini hissetmelisiniz.

Sinir hatlarının bu şekilde birbirlerine çok yakın noktalarda son bulmaları nedeniyle, diliniz bir köprü görevi üstlenir. Yani dilinizin ucunu, üst sıradaki dişlerinizin hemen ardındaki damak bölgesine değdirdiğinizde, iki sinir hattını birleştirmiş olursunuz. Böylece, nefes aldığınız zaman içinize dolan hava, enerjiye dönüşür ve birleşmiş olan bu iki sinir hattı boyunca tüm vücudu dolaşır. Bu dolaşımın sağlıklı biçimde gerçekleşmesi, iyi bir konsantrasyona ve dilin doğru konumda olması bağlıdır. Vücut çevresinde ortaya çıkan bu yörünge, omurga boyunca yukarıya gider ve tekrar ön taraftan aşağıya iner. Yörünge hizasında hareket eden enerjiler, hayati organları canlandırır ve tüm sinir sistemini
dengelerler. Kısaca nefes, renk ve mikrokozmik yörünge üçlüsünün ortak çalışması sonucunda, vücudumuzun bütün bölgelerine enerji pompalanması kolaylaşır. Zaten siz de bu yöntemi uygulamak için ilk adımı attığınızda, vücudunuzdaki enerji akışının hızlandığını hissedecek ve bunun chakralarınızı canlandırdığını göreceksiniz:
 
1 Yapmanız gereken ilk şey, ritmik olarak
nefes alıpvermektir.
2 Nefes alırken, bedeninizde toplanan enerjinin omurga boyunca yukarıya çıktığını ve verirken de ön yüzünden aşağıya indiğini hissetmeye çalışın. Zaten tüm enerjiler bir bakıma düşüncenin ürünü olduğu için, böyle davrandığınızda bedeninizdeki enerji akışı sizin istediğiniz biçimde olacaktır. Ancak bunun gerçekleşmesini sağlamak amacıyla kendinizi asla zorlamayın. Bir süre sonra vücudunuzdaki enerji dolaşımının kendiliğinden bu tarzda oluştuğunu farkedeceksiniz.
3 Bedeninizin çevresinde yol alan enerjilerin en dip noktaya geldiğini hissettiğiniz an, bunların birdenbire kırmızı renge dönüştüğünü tasavvur edin. Böylece vücudunuzun çevresinde bir süre için, kırmızı renk enerjisinin dönmesini sağlamış olursunuz. Bu enerjinin bedeniniz çevresinde yapacağı birkaç dönüşten sonra, onu temel chakranızın yer aldığı bölgeye doğru yönlendirin. Çünkü temel chakranız, dış dünyayla enerji alışverişinin gerçekleştiği ve sürekli olarak saat yönünde dönen bir dinamo gibidir.
4 Şimdi bir kez daha gövdenizin çevresinde yer alan enerji devresi üzerine konsantre olun. Az önce kırmızı renk olarak düşündüğünüz yörüngeyi, bu sefer turuncu rengine büründürün. Turuncu renk enerjisinin bu enerji patikasmdaki kısa seyahatinden sonra, toplayıcı olarak alt chakra yerine dalak chakrasını kullanın. Bu işlemi tüm chakralarınız için tekrarlayın. Ancak her chakranın değişik bir renk taşıdığını da unutmayın ve sırası gelince chakranın rengini hayal edin.

5 Tüm chakralarınız için tekrar ettiğiniz "enerji akışı" işlemini, son olarak saf enerji kullanarak uygulayın. Saf enerji sayesinde kişi, vücuttaki enerji dağılımını kontrol altında tutar ve bu sayede canlandığını hissedebilir. Böylece kişinin bedeni, zihni ve ruhu saf enerjiyle yıkanarak yeniden hayat bulur.


Twitter Share  



Untitled Document
Renk Terapisinde Havanın ve Suyun Kullanılması ile ilgili Tüm başlıklar
Renkler ve EtkileriRenk Duyarlılığının ArttırılmasıChakralar İçin Renk Terapisi
İhtiyaç Belirlendikten Sonra Renklerin UygulanmasıRenk Terapisinde Havanın ve Suyun KullanılmasıRenk Projesiyonu
Renk Terapisi ve MumlarRenk AğacıDört Alemin Tüm Renkleri
Renk Şifası Veren MandalarBütüncü Sağlık AnlayışıRenklerle Tedavi Genel

    


Afrodizyaklar | Müşteri Hizmetleri | Garanti ve İade Şartları | Teslimat Şartları | Gizlilik Taahhüdü ve Güvenlik Politikası | Yardım | İletişim | Ana Sayfa  

Copyright © 2009 Şifa Market | www.sifamarket.com

 0224 224 55 92 (pbx)

 
Bu sitedeki açıklamalar sadece bilgilendirmek amacıyla verilmiştir. Ürünler ilaç değildir, tıp ve sağlık profesyonellerinin tavsiye ettiği ilaçlar ile eşdeğer değildir. Ürün bilgileri ambalajlardaki açıklamalardan ve üreticilerin tanıtım broşürlerinden alınmıştır. Üreticilerin ürünleri hakkında verdiği bilgilerden ve yazım hatalarından kaynaklanan sorunlardan ve şikayetlerden sifamarket.com sorumlu değildir. Ürünlerin kullanımı ve sağlık sorunlarınız için öncelikle bir sağlık uzmanına, hekime, eczacıya danışınız.